Türkiye Gazetesi yazarı Atilla Yayla bugünkü yazısında, "Terörsüz Türkiye" sürecini, "PKK ile iş birliği yapılıyor" diyerek sabote etmek isteyenlerin 'mantık' hatasını yazdı:
"Terörsüz Türkiye süreci önemli bir safhaya ulaştı. TBMM’den geçen yeni düzenlemeyle PKK’nın silahlarını bırakması, örgütsel yapısını tasfiye etmesi ve örgüt mensuplarının hukuki durumlarının belirlenmesi amaçlanıyor. Türkiye’nin kırk yılı aşkın süredir başına büyük bela olan, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve trilyonlarca liranın heba edilmesine yol açan bir terör örgütünün tamamen ortadan kalkması elbette arzu edilmesi gereken bir sonuçtur.
Ancak, süreç ilerledikçe ilginç bir itiraz yükseliyor. Bazı Kemalist ve Türkçü çevreler iktidarı çifte standart uygulamakla suçluyor. İtiraz kabaca şöyle:
“2023 seçimlerinde HDP Kılıçdaroğlu’nu desteklediğinde bunu PKK ile iş birliği diye suçluyordunuz. Şimdi DEM Parti ile aynı süreçte hareket ediyorsunuz. Bunun adı neden PKK ile iş birliği olmuyor?..”
İlk bakışta etkileyici görünen bu karşılaştırmada önemli bir mantık problemi var, çünkü iki olayın amacı ve mahiyeti tamamen farklı.
2023 seçimlerinde HDP "Altılı Masa"nın resmî üyesi değildi. Buna karşılık Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu açıkça destekledi. AK Parti ve MHP çevreleri ise HDP ile PKK arasındaki organik ilişkilerden hareketle bu desteği muhalefetin PKK ile dolaylı iş birliği olarak gördü ve bu gerekçeyle eleştirdi. O dönemdeki "Altılı Masa" ve HDP ilişkisinin amacı PKK’nın tasfiyesi değildi. Ana amaç bir cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu değiştirmek ve nefret ettikleri Erdoğan’ın iktidarına son vermekti. Dolayısıyla, PKK ile bağlantılı olan, daha doğrusu PKK uzantısı olarak boy gösteren bir siyasi çevrenin oy gücünün bir seçim koalisyonunun başarısına katkıda bulunması arayışı söz konusuydu.
Bugünkü durumda ise amaç başka. Devlet, PKK’yı siyasi iktidarın ortağı hâline getirmeye çalışmıyor. Tam tersine, örgütün silahlı varlığını sona erdirmeye, silahlarını bıraktırmaya ve örgütsel yapısını tasfiye etmeye çalışıyor. DEM Parti’nin süreçte yer almasının gerekçesi de bu tasfiye sürecinin gerçekleşmesine katkı sağlaması. Bir terör örgütünden seçim kazanmak amacıyla siyasi destek almakla, aynı örgütü silahsızlandırmak ve ortadan kaldırmak amacıyla onunla bağlantılı siyasi aktörleri bir tasfiye sürecine dâhil etmek aynı şey midir?
Devletlerin terör örgütleriyle mücadelede zaman zaman örgütün silah bırakmasını sağlamak amacıyla temas kurması da yeni bir şey değildir. Terör örgütüyle konuşmak veya onun siyasi çevresiyle görüşmek, kendi başına terör örgütünün amaçlarını benimsemek anlamına gelmez. Ölçü, görüşmenin ne için yapıldığıdır. Eğer görüşmenin amacı örgüte siyasi güç kazandırmak, onun şiddet kapasitesini korumak veya taleplerini silah tehdidi altında kabul ettirmekse elbette ciddi bir problem vardır. Fakat amaç örgütün silahlarını bırakması, kendisini feshetmesi ve terörün sona ermesiyse mesele farklıdır.
Bugünkü sürece yönelik eleştiriler elbette yapılabilir. PKK’nın gerçekten bütün silahlarını bırakıp bırakmayacağı sorulabilir. Örgütün farklı ülkelerdeki yapılanmalarının ne olacağı tartışılabilir. Devletin gereğinden fazla taviz verip vermediği dikkatle takip edilebilir. Bunların tamamı meşru sorulardır. Lakin, 2023 seçimlerindeki siyasi destek ilişkisi ile bugün PKK’nın tasfiyesine yönelik devlet politikası çerçevesinde iş birliğini aynı kefeye koymak sağlam bir muhakeme değildir...
Bu mevzuya bakışta asıl ölçü basittir: Yapılan şey PKK’yı güçlendiriyor mu, yoksa tasfiye mi ediyor? Bugünkü süreç gerçekten PKK’nın silahlarını bırakmasıyla, örgütsel yapısının sona ermesiyle ve Türkiye’de terörün tamamen bitmesiyle sonuçlanırsa bundan kazançlı çıkacak olan herhangi bir siyasi parti değil Türkiye ve bütün toplum olacaktır. Temenni edilmesi ve desteklenmesi gereken de budur: PKK’nın gerçekten ve geri dönmeyecek şekilde tarihe karışması."
Kaynak: https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/atilla-yayla/pkk-ile-kim-is-birligi-yapti-1808647


