Gürlek, “Adam öldürme suçuna karışanlar, azmettirenler, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar, bu suçlardan yargılananlar veya hüküm giyenler kesinlikle bu kanundan yararlanamayacaktır” dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) tarafından Iğdır'da düzenlenen Dijital Medya Çalıştayı'nda gazetecilerle bir araya gelerek “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gürlek, kanun teklifinin vatandaşlara doğru şekilde anlatılmasının önemine işaret ederek, düzenlemenin kapsamına ilişkin kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi gerektiğini belirtti. Bakan Gürlek, özellikle şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetildiğini vurguladı.
“MURAT KARAYILAN DA YARARLANAMAYACAK”
Kanun teklifinde örgüt içerisinde yer alan veya silahlı faaliyetlere katılan kişilere yönelik düzenlemelerin açık şekilde belirlendiğini ifade eden Gürlek, adam öldürme suçuyla bağlantılı kişilerin kapsam dışında tutulduğunu söyledi.
Gürlek, bu kapsamda Murat Karayılan'ın da düzenlemeden yararlanamayacağını belirterek, “Çünkü adam öldürme suçuna azmettirme fiili söz konusudur. Böyle bir kişinin bu düzenlemeden yararlanması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Bakan Gürlek, kapsam dışı bırakılan kişilere ilişkin açıklamasını genişleterek, adam öldürme suçundan hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunanların, azmettirenlerin, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan ya da hüküm giyenlerin, firari durumda olanların ve dağ kadrosunda bulunanların kanundan yararlanamayacağını söyledi.
KANUNUN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ İÇİN ŞARTLAR
“Terörsüz Türkiye” düzenlemesinin otomatik olarak yürürlüğe girmeyeceğini vurgulayan Gürlek, bunun için terör örgütünün tamamen tasfiye edilmesi gerektiğini belirtti.
Gürlek'in verdiği bilgiye göre, PKK/KCK'nın tüm unsurlarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerekiyor. Örgütün tamamen tasfiye edildiğinin Milli Güvenlik Kurulu tarafından tespit ve tasdik edilmesinin ardından kanunun yürürlüğe gireceği belirtildi.
Bakan Gürlek, örgütün feshedilmesi, silahların bırakılması ve örgütün bütünüyle tasfiye edilmesi gibi şartlar gerçekleşmediği takdirde kanunun yürürlüğe girmeyeceğini ifade etti.
YENİ DÖNEM VURGUSU
Gürlek, “Terörsüz Türkiye” sürecinin Türkiye açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, terörün sona ermesinin yalnızca güvenlik ve kamu düzeni açısından değil, ekonomik kalkınma ve hukuk güvenliği bakımından da önem taşıdığını söyledi.
Bakan Gürlek, vatandaşların süreçle ilgili farklı soru işaretleri taşıyabildiğini belirterek, kanun teklifinin her maddesinin hangi amaçla hazırlandığının kamuoyuna açık ve doğru biçimde anlatılması gerektiğini kaydetti.
Gürlek, düzenlemenin temel amacının terörün Türkiye'nin gündeminden kalıcı olarak çıkarılması olduğunu belirterek, sürecin hukuki çerçevesinin şartlara bağlı olarak işletileceğini vurguladı.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR
Meclis Genel Kurulu'nda suça sürüklenen çocuklarla ilgili 18 maddelik bir kanun teklifinin görüşüldüğünü ifade eden Bakan Gürlek, "Dün bunun ilk üç maddesi kabul edildi. Geriye 15 madde kaldı. Bu düzenlemeyle bazı suçlarda verilen cezalar artırılıyor. Biz de bu düzenlemeyi destekliyoruz ve önemsiyoruz. Çünkü maalesef suç örgütleri son dönemde suça sürüklenen çocukları kullanmaya başladı. Kanunla birlikte "suça sürüklenen çocuk" ifadesi de değiştiriliyor ve yerine yeni bir hukuki tanımlama getiriliyor. Özellikle 15-18 yaş grubundaki çocukların bazı ağır suçlarda aldıkları cezaların artırılması öngörülüyor. Bunun yanında ailelere de önemli sorumluluklar yükleniyor. Bu konu gerçekten çok önemli. Hepimizin çocuğu var. Maalesef Kahramanmaraş'ta yaşanan elim olayda da gördük ki aile çocuğuyla yeterince ilgilenmemişti. Bu kanunla birlikte ailelerin, velayet görevini yerine getirmemeleri nedeniyle ortaya çıkan durumlarda hukuki ve cezai sorumlulukları da düzenleniyor. Bunu da önemli bir adım olarak görüyoruz. Kanun şu anda Meclis Genel Kurulu'nda görüşülüyor ve biz de süreci yakından takip ediyoruz"
“GEREĞİ YAPILMAKTADIR!”
Adalet Bakanlığı bünyesinde Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapay zekâ altyapısı oluşturduklarını söyleyen bakan Gürlek, "Özellikle bazı kanun uygulamalarında ve hâkimlerimizin yapay zekâdan faydalanabilmesi konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Şu anda da çeşitli uygulamalardan yararlanıyoruz. Sizin ifade ettiğiniz gibi yapay zekâ kullanılarak sosyal medya hesabı açılması veya haber üretilmesi konusunda şu an teknik anlamda yürüttüğümüz özel bir çalışma bulunmuyor. Ancak yapay zekâ ile ilgili yeni projeler başlattık. Özellikle vatandaşlarımızın adalete erişimini kolaylaştırmak ve benzer olaylarda verilmiş yargı kararlarına daha hızlı ulaşılmasını sağlamak amacıyla yapay zekâ destekli uygulamalar üzerinde Bilgi İşlem Genel Müdürlüğümüz çalışmalarını sürdürüyor. Bir diğer sorunuz da şuydu: "15 yıl önce aydınlatılamayan bir cinayet bugün aydınlatılıyorsa, o dönemde görevini yapmayan yargı mensuplarının veya emniyet görevlilerinin sorumluluğu yok mu?" Burada şuna dikkat etmek gerekiyor: 15 yıl önce aydınlatılamayan bir cinayet bugün neden aydınlatılıyor? Elbette o günün teknolojik imkânları ile bugünkü imkânlar aynı değil. Bizim kurduğumuz birimin amacı sadece bu dosyalar üzerinde çalışmak" dedi.
Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü, "Arkadaşlarımız yalnızca faili meçhul dosyalara odaklanıyor. İlk soruşturmayı yürüten savcılarımız arasında mesleğe yeni başlamış, bir ya da iki yıllık savcılar da olabiliyor. Bizim uygulamamızda delillerin ilk 48 saat içinde toplanması büyük önem taşıyor. Emniyet ve jandarma teşkilatımızla da bu konuda ortak bir anlayışımız var. Çünkü 48 saatten sonra toplanan deliller her zaman aynı sağlıklı sonucu vermeyebiliyor. Bazen olaylara farklı bir bakış açısıyla yeniden yaklaşmak gerekiyor. O dönemde dinlenmeyen bir tanık olabiliyor. O tarihte baz istasyonu incelemesi yapılmamış olabiliyor. Bugün ise gelişen teknoloji sayesinde DNA eşleştirmeleri yapılabiliyor. Dolayısıyla her olayda mutlaka bir kusur aramak doğru olmayabilir. Ancak şunu açıkça ifade edeyim: Eğer o tarihte görev yapan bir kamu görevlisi görevini kasıtlı olarak yerine getirmemişse, bunun hesabı mutlaka sorulur. Nitekim önceki olayda da bunu gördük. Tutuklananlar arasında emniyet personeli de vardı. Sağlık raporunu sistemden silen sağlık personeli de vardı. Kasıtlı davranış başka bir şeydir, ihmal ise başka bir şeydir. Elbette ihmaller olabilir. Savcılarımızın ve kolluk kuvvetlerimizin yoğun iş yükü nedeniyle bazı eksiklikler yaşanmış olabilir. Ancak kasıt tespit edildiğinde bunun gereği mutlaka yapılmaktadır. Ama 15 yıl sonra dosyaya farklı bir gözle bakılması, yeniden masaya yatırılması, teknik ekiplerin inceleme yapması ve yeni teknolojilerin kullanılması ayrı bir konudur. Burada önemli olan cinayetin aydınlatılması ve failin hukuk önünde hesap vermesidir. Bizim istediğimiz de budur. Eğer burada kötü niyet varsa elbette onunla ilgili de gereğini yapıyoruz."


