Başkan Erdoğan: Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok

0
Başkan Erdoğan: Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO zirvesi sonrası düzenlediği basın toplantısında, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in F-35 sözleriyle ilgili olarak "Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis'in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Ankara Zirvesi'ne ilişkin basın toplantısı düzenledi. Erdoğan Rusya-Ukrayna savaşından Orta Doğu'daki son duruma, KAAN motorlarından F-35 satışına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirve toplantımızı az önce başarıyla tamamladık. Avrupa Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir.

İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği adil bir külfet paylaşımı suretiyle askeri kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO'nun temellerini Ankara'da atmış bulunuyoruz. Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak soğuk savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere etrafımızdaki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askeri yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefiğe kıyasla hayli ilerideyiz.

"DEĞERLİ DOSTUMA BİR KEZ DAHA TEŞEKKÜR EDİYORUM"

Değerli arkadaşlar, zirvemizde geçtiğimiz yıl verilen taahhütlerden hayli ilerideyiz. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. NATO Ankara zirvesinde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu Türkiye'ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyorum.

"GEREKTİĞİNDE BEDEL ÖDEYEN BİR MÜTTEFİK OLDUK"

Değerli basın mensupları, Türkiye olarak 1952 yılından beri ittifakın üyesiyiz. Ama biz sadece kara kuvvetlerinin tarihi 2235 yılı geçen tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO'ya üye olmakla ittifaka yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda iki bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan işte bu savaş sanatımızı da kazanıyoruz.

Gözbebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir. Halihazırda NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO'nun Güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır. İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan, gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk. NATO'nun harekat ve misyonları ile ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız.

İttifakın kolektif savunmayı tek merkeze alan bu yeni döneminde adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız.

F-16 uçaklarımız Ağustos ayından itibaren NATO hava polisliği misyonu kapsamında Estonya'da konuşlanacak. Kosova'daki NATO KFOR Harekatı'nın Ekim ayında üstlendiğimiz komutasını 2026 Eylül sonuna kadar sürdüreceğiz. 2028-2029 yıllarında ittifak mukabele kuvvetine komuta edeceğiz. Daha burada sayamayacağımız nice misyona ciddi katkılar sunuyoruz. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan güvenlik ve savunma ortaklığı belgesi bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı üç boyutlu derinlik yani üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü saç ayakları olacaktır.

Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında, savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teşhis ederken, diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.

"TERÖRİZM NATO'YA YÖNELİK İKİ ANA TEHDİTTEN BİRİDİR"

Şurası bir hakikat ki, Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dahil edilmediğinde, bu girişimlerin etkileri çok sınırlı olacaktır. Diğer yandan müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler her ne kadar azalmış olsa da halen devam ediyor. Bunların amasız ve fakatsız biçimde bir an önce kaldırılması gerekiyor. Bu hususa zirve bildirisinde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık.

Şunun altını bir kez daha çizmek durumundayım. NATO birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır. Zirve kapsamında ev sahipliği yaptığımız savunma sanayi forumu vesilesiyle NATO'nun savunma sektörüyle daha sıkı işbirlikleri geliştirmesine dair Ankara stratejisi müttefiklerce kabul edildi.

Kıymetli misafirler, terörizm NATO'ya yönelik iki ana tehditten biridir. Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara zirvemizde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kere daha buyduk.

"SAVAŞ, KIYIM MAKİNESİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR"

Görüşmelerimizde Ukrayna'da 5. yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratmaya yönelik bu muharebede savaş, her ay on binlerce zayiat verilen bir kıyım makinesine dönüşmüştür. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik. Bu ilkeli duruşumuzu hem Sayın Putin, hem Sayın Zelenskiy, hem de bu sabah belirttiğim üzere müttefiklerimiz çok çok iyi biliyor. Bugün bir kez daha çağrıyı yapmak istiyorum. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları Türkiye'de yeniden bir araya getirmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.

Ayrıca Orta Doğu'da yaşanan güncel gelişmeleri de değerlendirdik. Bizim de her aşamasına destek verdiğimiz İslamabad Mutabakatı'nı büyük bir memnuniyetle karşıladık. Müzakere sürecinin zorluklarının elbette farkındayız. Burada önemli olan çözüm iradesinin mutlaka korunmasıdır. Gelgitler yaşansa dahi neticede akl-ı selimin galip geleceğine inanıyorum. Dünyanın beklentisi de barışa fırsat tanınmasıdır.

Şu gerçeği burada dikkatinize getirmekte fayda görüyorum. Bir tarafta barış umutları yeşermekteyken öte tarafta 2 Mart'tan bu yana 5.000'e yakın insanın hayatını kaybettiği Lübnan a yönelik saldırılar halen durmuyor. İnsanlar göçe zorlanıyor, şehirler yıkılıyor, Lübnan toprakları adım adım gasp ediliyor. Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze'de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor. Kendi güvenliğini bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler en küçük bir barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum. Bölgemizin şu anda ne yeni bir gerilime ne yeni bir çatışmaya tahammülü var. Tam tersine insanlık olarak hava gibi, su gibi hepimiz barışa, huzura, istikrara ihtiyaç duyuyoruz.

Değerli basın mensupları, ülkemize ayrıca resmi ziyaret gerçekleştiren, Sayın Trump başta olmak üzere liderlerle ikili ve bölgesel meselelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Zirve marjında Bulgaristan, Kanada, Finlandiya, Fransa, İtalya, Almanya, Birleşik Krallık liderleriyle de görüşmeler gerçekleştirdik. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara da Ankara'daydı. Bu akşam Avrupa Birliği liderliğiyle çalışma yemeğinde bir araya geleceğiz. Yarın da Karadağ, Slovakya ve Arnavutluk liderlerini ağırlayacağız. Malumunuz önümüzdeki yıl Türkiye'nin NATO üyeliğinin 75. yıl dönümünü, bu anlamlı yıl dönümünün arefesinde Ankara'da NATO zirvesine ev sahipliği yapmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Zirve hazırlıkları bağlamında yakın iş birliği içinde olduğumuz NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte ve ekibiyle zirvemizin başarıyla icra edilmesi için günlerdir büyük bir özveriyle çalışan görevlilerimizi tebrik ediyorum. Türkiye'nin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

İnşallah 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağız. 29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatımızın 13. Liderler Zirvesi'ni yine burada başkentimiz Ankara'da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 9-20 Kasım sırası arasında COP31 İklim Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. Bu düşüncelerle Ankara zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, dünyanın dört bir yanından gelen siz basın mensuplarına ilginiz için teşekkür ediyorum."

"BU AÇIKLAMALARIN BENİM DÜNYAMDA YERİ YOK"

Açıklamalarının ardından sorulara cevap veren Erdoğan, çarpıcı ifadeler kullandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ve Miçotakis'in Türkiye'ye F-35 satılmamasına yönelik çağrıları hatırlatılan Erdoğan, "Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis'in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Zira biz Sayın Miçotakis'in Yunanistan için almış olduğu savunma araçlarına niçin bunları aldın veya niçin bunları alıyorsun diye bir düşünce bugüne kadar serdettik mi? Hayır. Halbuki bizim kapı komşumuz. Bu tür şeyleri söyleme imkanımız da olabilirdi. Ama gerek yok. Alabilir de satabilir de. Türkiye ise şu anda bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında da tabii ki alma hakkına da sahiptir. Ve bizler de bunun görüşmelerini dünyanın değişik ülkeleriyle yapıyoruz. Adımlarımızı da buna göre atıyoruz" dedi.

"BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİN"

"Trump ilk günlerde sizinle görüşmesinde F-35 ile ilgili olumlu bir takım sinyaller verdi ancak az önce basın toplantısında henüz tamamen kararımı vermedim dedi. Size ne söyledi F-35 ile ilgili? İkinci sorum da Türkiye'nin F-35 alabilmesi için Amerikan yasasında S-400'lerin sahipliğinde olmaması gerekiyor diye bir ifade var. Türkiye bu yasanın bu gereğini yerine getirmek için S-400'leri ne yapacak? Rusya'ya geri mi verecek? Başka bir ülkeyi mi konuşlandıracak?" sorusuna cevap veren Erdoğan, "Ben teşekkür ediyorum. Bizi izlemeye devam edin" dedi.

"Çelik Kubbe projesine tahsis edilen yirmi dört milyar dolarlık devasa bütçe Türkiye'nin hava savunma mimarisinde tam bağımsızlık hedefinde nedenli kararlı olduğunu gösteriyor. Bu vizyoner adımını sadece Türkiye'nin güvenliğini değil aslında tüm NATO'nun hava savunma kapasitesini nasıl bir üstlüğe taşıyacak ve müttefiklerimizin projeye olan ilgisini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Erdoğan şu sözlerle cevap verdi:

"Çelik Kubbe projesi aynı zamanda NATO'nun bulunduğumuz bölgelerdeki en güçlü bilek güreşidir. Bütün adımlarımızı attık. Ve Çelik Kubbe'de de şu anda Türkiye biliyorsunuz her geçen gün mesafe alıyor. Nitekim bunların da zaman zaman sergilenmesini de yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa Bizde de Çelik Kubbe var."

"AYNI DÜŞÜNCEYİ BEN DE PAYLAŞIYORUM"

Kendisine yöneltilen bir soru üzerine ABD Başkanı Trump ile 'ruhban okulu' meselesini konuşmadıklarını belirten Erdoğan, "Ancak özellikle Ege Denizi sorunlarını Yunanistan ile çözme konusundaki düşünceyi ben de aynen paylaşıyorum. Ama şunu açık ve net söyleyeyim ki o suların sorununu çözmek birinci derecede liderlerin görevidir. Bu konuda aynı düşünceyi ben de paylaşıyorum" ifadelerini kullandı.

"DAHA ADİL BİR DÜNYA MÜMKÜN"

Soru: Türkiye'nin dünyada istisnai bir ara buluculuğu mevcut ve bu sizin lider diplomasiniz sayesinde gerçekleşiyor. Sayın Trump başta olmak üzere NATO ve Avrupa, ABD ve NATO arasındaki ihtilaflı alanlarda dahi sizin olduğunuz mecralarda olmak istediğini ifade ediyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde NATO zirvesinden itibaren aslında müttefikler arasında çıkar ve tehditler bakımından birtakım farklılıklar da olduğu gözleniyor. Özellikle Rusya, Ukrayna ve İran konusunda. Biraz önce Amerika Başkanı Trump basın toplantısında da sürekli bu konuları gündeme getirdi. Bu konuda sizin liderlik vizyonunuzun önünde, ara buluculuk misyonunuzun önünde Türkiye'nin yeni test alanları olacak mıdır NATO ittifakı açısından?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Daha adil bir dünya mümkün. Ona çalışmamız gerekiyor. Onun için de hep birlikte düşünen, uygulayan ve bu konuda adımları atması gereken her siyasetçi, bu sorunu çözmek için kararlı yürüyüşünü sürdürmeli. Ben bu çözülemez demem. Tam aksine çözeriz diyorum. Hep birlikte bu adımı inşallah atacağız. İşte bu adımı atması gerekenlerin içerisinde başta Sayın Trump olmak üzere tüm dünyadaki siyasetçilerin bu konuya koyması lazım, el vermesi lazım ve derdi barış olanlar bu işe her türlü katkıyı vermeli.

"ÇOK VERİMLİ BİR TOPLANTI OLDU"

Soru: Sayın Trump aslında uçaktan ilk indiği andan itibaren hep yanınızdaydı. Pek çok kez ayaküstü sohbet de gerçekleştirdiniz. Dün kapsamlı bir basın toplantısı da gerçekleştirdiniz. Ardından da bir görüşme gerçekleştirdiniz. Peki masada hangi başlıklar vardı? Kapsamlı bir şekilde hangi konular, hangi dosyalar ele alındı? Bir de zirve marjında görüşmeler de gerçekleştirdiniz. Size geri dönüşleri oldu mu Ankara Zirvesi'ni nasıl bulmuşlar liderler?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sayın Trump'la özellikle başkanlık makamında yaptığımız basın toplantımız çok geniş çerçevede bir basın toplantısıydı. E sen de bir basın mensubu olarak, basın mensubu arkadaşlarınla bunları konuşmanda fayda var. Ne konuştular? Ne yaptılar? Ama gerek Sayın Trump, gerekse şahsım bu sorular karşısında gerekli olan her türlü cevabı verdik. Ama çok çok verimli bir toplantı oldu. ve Sayın Trump da o basın toplantısından çıktığımızda çok mutlu çıktı."

"DÜNYADAN SİPARİŞLER ALIYORLAR"

Soru: Türkiye'nin İHA-SİHA teknolojilerindeki tecrübesini aktarmak üzere NATO'ya akredite etmeyi planladığı İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi teklifi müttefikler tarafından nasıl karşılandı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tabii bunu şu anda bu mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde olanlar gerekli cevabı gerekli zamanlarda veriyorlar. Ve bu konuda da Türkiye olarak biz belli bir imkana, belli bir güce sahibiz ve gerek gücümüzü gerekse imkanımızı gerekse bu mükemmeliyet merkezlerimizin çalışmasını ve bunların artışını da tüm dünyaya gösteriyoruz, göstereceğiz. Bunun için Baykar önemli bir adım ve bu süreç devam ediyor. Çok ciddi. dünyadan siparişler alıyorlar, almaya devam ediyorlar. Demek ki insansız hava araçlarımız, İHA'lar, SİHA'lar dünyada karşılık buldu.

"TRUMP F-35'LERE OLUMLU"

Soru: ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkemizde gerçekleştirdiği bu kritik ziyaretin ardından iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılması bekleniyor. Bu ziyaretin ardından ticaret, savunma, sanayi ve bölgesel güvenlik alanlarında somut olarak hangi adımların atılmasını bekliyoruz? Ayrıca önümüzdeki dönemde Türk-Amerikan ilişkilerinde en öncelikli ortaklık alanının hangisi olmasını bekliyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Öncelikle tabii ki savunma sanayi önemli adımlardan bir tanesi ama bunun yanında ekonomik ilişkiler çok çok önemli. Bu ekonomik ilişkilerimizi Amerika ile geliştirmek ülkemizin ciddi manada menfaatinedir ve bu konuyu aynen Amerika da kabul ediyor ve bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz. Bu ikili görüşmelerimizde gerek Sayın Başkan gerekse bizler bu konularda mutabıkız. İşte en önemlisi az önce de gündeme geldi F-35 konusu. F-35 konusunda da Sayın Trump aslında Türkiye'ye yönelik olumlu bir yaklaşımın içerisinde inşallah F-35'lerin Türkiye'ye teslimi gerçekleştiği anda da bütün dünya Amerika verdiği sözü tuttu diyecek.

"ABD TÜRKİYE'YE YAPTIRIM UYGULAMIYOR"

Soru: ABD Başkanı Donald Trump 'yaptırımları kaldırdık' dedi ama somut bir takvim belli mi? Yaptırımların ne zamana kadar kaldırılmasını bekliyorsunuz? Mesela ABD'deki seçimden önce kalkar mı? Bunu merak ediyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Amerika'nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Yani büyük oranda, büyük ölçüde bunlar kalkmış vaziyette. İşte şu anda Milli Savunma Bakanı burada, Genelkurmay Başkanım burada, diğer Dışişleri Bakanım ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada, hepsi de bu yaptırımların Türkiye'ye uygulanmadığını bizzat yaşıyorlar, görüyorlar. Böyle bir sıkıntımız yok. Herhangi bir sıkıntı anında da Sayın Trump sağ olsun aradığımız zaman 24 saat içerisinde bize döner ve yirmi dört saat içerisinde de gerekli olan cevabı alırsın.

"BİZİM MASAMIZ KOLAY KOLAY DAĞILMAZ"

Soru: Bu sabah saatlerinde bir gelişme oldu İran açısından ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Trump burada yaptığı bir basın açıklamasında "bence ateşkes bitti" dedi İran'la alakalı olarak. Daha sonra da biraz önce buradaydı basın toplantısında "masada anlaşmak pek mümkün değil" gibi mesajlar verdi. Siz biraz önce masanın çetrefilli olduğunu söylediniz ama baktığımızda genel olarak değerlendirmeniz nedir? Nasıl bir yol haritası izlenir sizce?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Masa kolay değil ya. Türkiye'de de biliyorsunuz altılı masa kurdular, daha kurmadan dağıldı. Bu masa farklı bir masa ama biz elimizden gelen her türlü gayreti ortaya kurduk, koyuyoruz. Bütün mesele masayı sağlama almak. Ama bizim masamız kolay kolay dağılmaz.

"KAAN MOTORLARINA SIKINTI OLMAYACAK"

Soru: Yerli savaş uçağı KAAN'ın üretimi devam ediyor ama belirli bir süre uçakların sağlıklı uçabilmesi için anladığımız kadarıyla F-110 motorlarına yani Amerika Birleşik Devletleri'nden tedarik edilmek istenen motorlara ihtiyacı var gibi. Bu motorların satışı acaba gündeme geldi mi? Amerika Birleşik Devletleri Türkiye 'ye bu motorları satacak mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu motorlarla ilgili konuyu ben Sayın Trump'la daha önce görüştüm. Kendileri olumlu bir yaklaşım sergilediler. İnşallah bir sıkıntı olmayacak.

"GAZZE KONUSUNU ISRARLA İŞLEDİM"

Soru: Az önce Mark Rutte bir konuşma yaptı ve Rusya-Ukrayna savaşının anlamsız hatta delilik olduğunu söyledi. Ben şunu merak ediyorum, "NATO'nun birleştirici gücüne inanıyorum, barıştan yanayız" dedi. NATO zirvesinde Gazze ve İsrail konusuna değinildi mi? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yani içeride olmadığım sıralarda değinmişse bilmiyorum ama Gazze konusunu ısrarla ben işledim, üzerinde durdum ve Gazze'yi bir Orta Doğu felaketi olarak görüyoruz. İnşallah bunu da bir an önce sulh-ü sükuna kavuşturmamız lazım."

Yorum Yazın