Sabah Gazetesi yazarı Bercan Tutar bugünkü yazısında, Almanya'da yüksel sağın ülkeyi tekrar ikiye bölebileceğini yazdı:
"Dünya kamuoyunun dikkatinin Ukrayna, İran ve Gazze'deki gelişmelere kilitlendiği bir dönemde asıl fırtınanın Almanya'da kopma ihtimali giderek güçleniyor. Bunun en büyük kanıtı da bugün Almanya'nın Saksonya- Anhalt eyaletinde yapılacak seçimlerde Alternatif (AfD) partisinin birinci çıkarak iktidara gelme olasılığı. Zira 26 Eylül 2021 genel seçimlerinde AfD, kalesi olan Doğu Almanya'nın Thüringen ve Saksaonya eyaletlerinde birinci, Brandenburg ile Mecklenburg Vorpemmern'de ise ikinci sırada yer almıştı.
O tarihten bu yana güçlenen AfD şimdi eyalet seçimlerinde iktidarın en büyük favorisi konumunda. Anketlerde açık ara öndeydi. AfD'nin iktidara gelecek olması sadece Almanya'da değil liberal ve küreselci Batılı elitlerde de büyük bir alarma yol açmış görünüyor.
AfD'nin galibiyeti ilk olarak Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin iktidarını sarsacaktır. Üstelik 20 Eylül'de AfD'nin önceki seçimlerde birinci olduğu Mecklenburg Vorpemmern ile güçlü olduğu Berlin'de de seçimler yapılacak. Gelecek yıl ise dört eyalette daha seçim var. Bu tablo bize Merz'i çok zor bir takvimin beklediğini gösteriyor.
***
AfD lideri Ulrich Siegmund da zaten politikasını 'Kanzlertausch' yani 'Başbakan değişimi' üzeri kurmuş durumda. Saksonya-Anhalt'daki zafer ve ardından diğer eyaletlerde yapılacak seçimlerdeki başarılar Merz'in 'azil süreci'ni geri dönülemez şekilde hızlandıracaktır. Hatta daha ötesine giderek Almanya'nın yeniden bölünmesiyle dahi sonuçlanabilir bu gelişmeler. Zira, AfD taraftarları ve siyasileri 'Doğu Almanya 1990'da dağıldı ama ortadan kalmadı' diyor. Büyük çoğunluk bu seçimi 'Unser jahr/ Bizim yılımız' diye görüyor.
Liberal ve küreselcilerle ana akım medyanın AfD'nin yükselişini 'aşırı sağcı ve neo-nazi' olarak kodlaması gerçekleri çarpıtmaktan başka bir şeye hizmet etmiyor. AfD dışında Die Linke (Sol Parti) gibi partiler de 'Amerikan Almanyası' dedikleri müesses nizama başkaldırmış halde. Bu nedenle AB/D'ye endeksli politikalara şiddetle karşı çıkıyorlar.
Oysa yabancı düşmanlığı üzerinden eleştirilen AFD'nin asıl düşmanı Berlin'deki iktidar. Haliyle ülkenin tarihsel ve jeo-politik konumlanışına dair çok esaslı itirazları var. Bu itirazlarını da "Yolsuz Ukrayna'yı desteklemenin aptallığına son vereceğiz" veya "Vergilerimizin İsrail'e akıtılmasını istemiyoruz" sloganlarıyla dile getiriyorlar. AfD, Rusya'ya dair de sıcak mesajlar veriyor. Moskova'dan enerji alımına yeniden döneceklerini ve ambargolara son vereceklerini söylüyorlar.
***
Berlin'deki statükoya isyanı temsil eden AfD, miting ve programlarında sürekli olarak 'Wir Sind das Volk' yani 'Biz halkız ve haklıyız' diyor. Tarihsel olarak da emperyal odaklara karşı uyanışın ve direnişin merkezi olan bir bölge Doğu Almanya
Roma kilisesine başkaldıran Martin Luther'in (1483-1546 Sakson-Anhalt eyaletine bağlı Eisleben'de doğduğuna işaret eden AfD taraftarları, "Egemenlerin bize dayattığı zincirleri bir kez daha kıracağız" diyor.
Unutmayalım ki Doğu Almanya topraklarını oluşturan doğu eyaletlerinde yaşayan 16,5 milyon kişi 83 milyonluk Almanya'da kendilerini her açıdan 'öteki' hissediyor. Zira Doğu ile batı eyaletleri arasındaki sosyo-ekonomik fark birleşmenin üzerinden 37 yıl geçmesine rağmen kapanmadı. Birleşme bütünleşmeye dönüşmedi. Doğu'dakiler Batı'dakilere göre yüzde 17 daha az maaş alıyor. Servet uçurumu çok derin. Batı'da bir hane ortalama 190 bin avro servete sahipken bu oran Doğu'da 88 bin avro. Doğu'da işsizlik daha fazla ve doğurganlık ise çok düşük.
Bütün bu verilerin desteklediği Doğu'daki dışlanmışlık hissi Almanya'nın zaten sosyo-ekonomik ve siyasi açıdan bölündüğünün tescili. AfD'nin yükselişi bu bağlamda bir sonuç sadece. Nedenler Berlin'in izlediği AB/D'ye endeksli Siyonist anomalide yatıyor. Önlem alınmazsa AfD bu bölünmeyi anayasal süreçle kesinleştirecek. Gidişat da bunu gösteriyor."
Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/bercan-tutar/2026/09/06/almanya-yeniden-ikiye-mi-bolunuyor


