Star Gazetesi yazarı Betül Soysal Bozdoğan bugünkü "İsrail'de bir katil gider bir katil gelir" başlıklı yazısında, terör devleti İsrail'deki seçimde, terör lideri Netanyahu'nun rakibi olan Eisenkot'un anlayış olarak Netanyahu'dan farkı olmadığını, İsrail halkının hastalıklı bir toplululuk olduğunu yazdı:
"İsrail'de 7,3 milyon seçmen sandık başına gitti. Gazze soykırımından bu yana yapılan ilk seçimde Netanyahu ve Eisenkot arasında bir yarış gerçekleşti.
Resmi olmayan ilk sandık verilerine göre uzun dönemdir başbakanlık yapan Netanyahu, yenilmiş görünüyor.
İsrail seçimlerinde yer alan partilerin yeni bir hükümet kurması için Knesset'te yer alan 120 sandalyeden 61'ini kazanması gerekiyordu.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın yayınladığı kesin olmayan sonuçlara göre, eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot öncülüğündeki muhalif blok 53 sandalyeye ulaşarak, 50 milletvekili çıkaran mevcut Başbakan Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı iktidar bloğunu geride bıraktı. Bu tabloya bakıldığında Eisenkot'a hükümet kurma görevinin verilmesi muhtemel görünüyor. Hükümet arayışında, Arap partiler kilit konumda olacak. İsrail vatandaşı Filistinlilerin yoğun katılım gösterdiği seçimlerde, onları temsil eden iki Arap listesi, Meclis'e toplam 17 milletvekili gönderdi. İsrail nüfusunun beşte birini Filistinli ve Arap kökenli vatandaşlar oluşturuyor. Arapları temsilen Ortak Arap Listesi ve Ra'am Partisi oy pusulasındaki yerini almıştı. Bu partiler seçmenini sandığa taşımayı başardı ve beklenenin çok üzerinde milletvekili çıkardı.
Bu aşamada seçimlerde Netenyahu'yu yenen Eisenkot kimdir, politikaları nelerdir merak ediliyor. Eisenkot 2019'a kadar ülkenin genelkurmay başkanıydı. Gazze'deki çatışmaların ilk aylarında asker oğlunu kaybeden Eisenkot, 2024'e kadar Netanyahu'nun savaş kabinesinde görev aldı. O yıl, Netanyahu'nun çatışma merkezli politikalarına tepki göstererek istifa etti. Seçim kampanyasını 7 Ekim saldırılarına yol açan güvenlik zafiyetleri hakkında hesap verilmesi üzerinden yürüttü. Eisenkot, 6 Ekim'de Times of Israel gazetesine verdiği demeçte Suriye hükümeti ile mutabakata varmak için ülkedeki tüm yabancı askerlerin çekilmesi gerektiğini söyledi. Eisenkot daha önce Türkiye'nin Gazze'ye yönelik barış planında yer almasını da eleştirmişti.
Eisenkot propaganda sürecinde Netanyahu'yu, 7 Ekim saldırısıyla ilgili resmî bir soruşturmayı engelleyerek sorumluluktan kaçmakla suçlarken, rehinelerin geri getirilmesi için daha erken bir anlaşmaya varamadığını ve İsrail'in düşmanlarından hiçbirine karşı kesin bir zafer kazanamadığını söylemişti.
Netanyahu ve Eisenkot karşılaştırmasını Gazze politikası üzerinden yapmak gerekirse;
Netanyahu'nun yeniden seçilmesi durumunda mevcut Gazze politikasını sürdürmesi bekleniyordu.
Peki şimdi ne olacak? Eisenkot, Filistin'in bağımsızlığını öngören iki devletli çözümü desteklemiyor. Hamas konusundaki duruşu Netanyahu ile paralel görünüyor. Eisenkot, gerek askeri yollarla gerekse ABD önderliğindeki barış planı ile Hamas'ın Gazze'deki yönetimini 18 ay içinde sonlandırmayı taahhüt ediyor.
SEÇİMİN ÇIKTILARI
Netenyahu için sonun başlangıcı diyebiliriz.
İsrailli gazeteci "Netanyahu'nun İsrail siyasetindeki kariyeri bitmiştir." dedi.
Yirmi yıldır İsrail siyasetinin tepesinde olan Netanyahu, yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarıyla yargılanmasına ve Gazze'de "savaş suçu işlediği" gerekçesiyle hakkında yakalama kararı bulunmasına rağmen görevinden istifa etmemişti. Dilerim soykırımcı olarak hüküm giyer ve kalan ömrünü parmaklıklar ardında geçirir.
Konuya diğer taraftan bakarsak 74 bin insanın katili olan bir kişi, seçimlerde 50 milletvekili çıkarabiliyor. Bu rakam soykırımın ardındaki kamuoyunu desteğini bir kere daha ispatlıyor.
İsrail'de soykırım, doğru ve haklı bir uygulama olarak görülürken, eleştiri konuları çok detay ve spesifik konular üzerinden dile getiriliyor.
İsrail'de öyle bir yapı kurulmuş ki; eğitim sisteminin çarklarından geçen her bir birey, radikal militan yetiştiren fabrikanın parçası konumunda. Siyasetçi, asker, istihbaratçı, bankacı, öğrenci veya en kadını... Yüzde 95 hepsi işgal, soykırım ve sürgün politikalarını onaylıyor. Bununla beraber sadece Filistin değil Lübnan, Ürdün ve Suriye topraklarının da kendilerinin olduğunu ifade ediyorlar. Geçtiğimiz gün Anadolu Ajansı'nın yayınladığı röportaj adeta kanıt niteliğindeydi.
Ne yazık ki, narsist ötesi kendini tanrı gibi, diğer toplumları ise böcek gibi gören hastalıklı ve takıntılı bir toplumla karşı karşıyayız.
Şimdi herkes Gazze için bir şeyler değişir mi, sorusunu soruyor.
Uygulanacak politika; dünya çapında imaj onarımı yapmaya odaklı olacak. Gazze'yi unutturma stratejisi sürecek. Gazze'de enkazın içine hapsedilmiş ve açlıkla mücadele eden bir halk sessizce ölüme yatırılıyor. Olan şey bu.
Peki Gazzeliler ne diyor?
Duvar yazısı her şeyi ifade ediyor; "Rüzgara söyle, dilediği gibi essin; Artık korktuğumuz bir gemimiz yok.""
Kaynak: https://www.star.com.tr/yazar/israilde-bir-katil-gider-bir-katil-gelir-yazi-2049585/


