Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizi, bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız

0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizi, bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Beştepe'de yapılan Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantı sonrası yaptığı açıklamada, "Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi, bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız" dedi.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:

Milletimizin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramını tebrik ediyorum. Ramazan boyunca paylaşma ve dayanışma duygularını en üst seviyede yaşamaya çalıştık. Ramazan sevincimize gölge düşürmeye çalışanlara rağmen, 86 milyon olarak birbirimizin derdine derman olmanın, dost kardeş, arkadaş olmanın sıcaklığını kalplerimizde hissettik. Gençlerimizden eğitimcilerimize, emniyet mensuplarından vakıf temsilcilerine, emekçilerimizden şehit yanıklarımıza kadar çok geniş bir yelpazede aynı sofrada buluştuk.

"MİLLETLE ETLE TIRNAK GİBİYİZ"

Bu sene ikincisini düzenlediğimiz Külleye'de Ramazan Programımı halkımızın ilgisine mazhar oldu. 592 bin vatandaşımız bu vesile ile Külliyemizi ziyaret etti. Çocuklarımız, kendileri için hazırlanan alanda Ramazan sevincini doyasıya yaşadılar, konferanslar, konserler, söyleşiler, imzalar da dahil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlediği Külliye'de Ramazan programının Ankara'da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik. Milletle ve milletin değerleri ile kavgalı çevrelerin hedefi aldığı Maarifin Kalbinde Ramazan Programında benzer şekilde okullarımızda Ramazanın farklı atmosferde teneffüs edilmesine katkı sağladı. Kim ne derse desin, milletle etle tırnak gibiyiz. 86 milyon ile ezelden ebede kadar kardeşiz. Tek yürek, tek bilek olmaya devam edeceğiz. Rabbimden isteğim, bölgemizde silah seslerinin duyulmadığı, bomba ve füze gürültülerinin olmadığı, Bayramların Bayram gibi yaşandığı o mutlu günlere kavuşturulmasıdır.

Katar'dan aldığımız acı haber maalesef hepimizin yüreğini dağladı. Katar'da eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu 4'ü Katar'lı 7 personel şehit oldu. Şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Katarlı kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

"PROVOKATÖRLERİN GÜCÜ YETMEYECEK"

Bayramın 2'inci günü Nevruz gününe tekabül etti. Nevruz, pek çok yerde kardeş halklar tarafında bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz'un ruhuna yakışmayan tatsız hadseler yaşanmakla birlikte Terörsüz Türkiye'nin etkisi ile son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. İstanbul ve Diyarbakır'da olduğu gibi Nevruz'un bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz. Nevruz'un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiç bir provokasyona izin vermeyiz. Bu günlerde stratejik değeri daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye sürecini baltalamayı amaçlayan bu tarz tahrikler bizden gereken cevabı alçaktır. Bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların ipini elinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır sağduyu ile yürüttüğümüz süreci menziline ulaştıracağız.

Yolumuz yokuş olabilir ancak ülkemizin yolu ve ufku açıktır, yarınları aydınlıktır. Terörsüz Türkiye süreci yarım asırlık kanlı oyunu bozuyorsan Terörsüz Bölge idealimiz de Kürtler, Türkler, Araplar ve Farslar arasına nifak tohumları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir. Bunu önce Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük, son olarak İran'a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Bu iki gelişme bile bizim 1,5 yıl önce ortaya koyduğumuz vizyonu ve stratejik değerini anlamak için kafidir. Kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetinde devri kapandıkça kazananı ülkemiz, milletimiz ve kardeş halklar olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz. Hüznümüz de sevincimiz de bir oldu, bugün de kalbimiz birlikte atıyor, gözyaşlarımız birlikte akıyor. Bölgemizde kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye devam edeceğiz. Savaşların gölgesinde geçirdiğimiz Nevruz'un başta milletimiz olmak üzere bölge haklarına barış, huzur, bereket getirmesini diliyorum. Bu anlamlı günün aramızdaki muhabbet bağlarını güçlendirmesini temenni ediyorum. Kabine olarak Ramazan ve Bayram boyunca çalışmalarımıza devam ettik. halkımızla buluşma gerekse dış temaslar bağlamında yoğun geçen 2 haftayı geride bıraktık. 12 Martta BM Genel Sekreteri Külliyemizde ağırladık ve Atatürk Uluslararası Barış Ödülünü takdim ettik.

"ÜLKEMİZİ ATEŞ ÇEMBERİNİN DIŞINDA TUTMAKTA KARARLIYIZ"

Tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi, bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesi yönündeki çağrılar artmıştır. Savaş İsrail'in savaşı ama bedelini tüm dünya ödüyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi, bölge barışı adına artık derhal durdurulmalı. Her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail'in uzlaşmaz, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke bundan böyle İsrail'in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir.

"SAVAŞIN YIPRATMA SAVAŞINA DÖNÜŞMESİNİ ASLA İSTEMİYORUZ"

Tekrar ediyorum. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın, bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Şurası bir gerçek ki savaş, sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Özellikle Körfez’deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir. Savaş uzadıkça maalesef başka komplikasyonlar da ortaya çıkıyor. Bilhassa, dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur.28 Şubat’tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır. Bunun üzerine kimi ülkeler, yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye almıştır.Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında, savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır.  

"SAVAŞ NETANYAHU'NUN İKBAL SAVAŞI"

Savaş, İsrail’in savaşı olmakla birlikte, bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar bütün dünya çekiyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi, bölge barışı ve insanlık adına derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, kan dökülmeden ve küresel ekonomide telafisi yılları alacak bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmelidir. İsrail’in uzlaşmaz tavrının diplomatik çabaları kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışına önem veren hiçbir ülke  İsrail’in bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücü ve imkânlarıyla barışın tesisi için çalışacaktır.

"EŞEL MOBİL SİSTEMİNİ DEVREYE ALDIK"

Son günlerde araç sahiplerinin şikâyetlerine neden olan plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin, vatandaşlarımız için yeni mağduriyetlere yol açmadan çok dikkatli bir şekilde yürütülmesi konusunda İçişleri Bakanlığımıza gerekli talimatları verdik. Öte yandan İran’daki savaşın piyasalarda oluşturduğu dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Petrol fiyatlarını aniden yükselten bu küresel şokun, kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçte vatandaşlarımızı korumak için Eşel Mobil gibi çeşitli tedbirleri devreye alıyoruz. Şunu bugün bir kez daha samimiyetle ifade etmek isterim: Bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı, tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Yorum Yazın