Doğu Türkistan’da, Müslüman Türk ailelerin evlerine Çinliler yerleştiriliyor. Aileler “gözetim” adı altında baskı görüyor. Çin’de, sadece Doğu Türkistanlıların asimile edilmesi için merkezler kuruluyor ve Türkler buralarda hapsediliyor. Her Müslüman aileye bir Çinli erkek “misafiri” zorunlu kılınıyor. Ancak Saymaz’a göre “camiler açık, ibadetler engellenmiyor!" Saymaz ziyaret hakkında şöyle güzellemeler yapıyor:
"Çin’in Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ni ziyaret ettik.
Bu yıl Şincan’ın özerk bölge ilan edilmesinin 71’inci yılı.
Nüfusun yüzde 60’ı Uygurlardan, Kazaklardan ve Kırgızlardan oluşuyor. Kazakların yaşadığı İli adlı otonom şehir de var.
Biz Şincan’ın başkenti Urumçi’nin yanı sıra Kaşgar, İli ve İli’nin başkenti Yining’e gittik.
Biz Şincan’ın başkenti Urumçi’nin yanı sıra Kaşgar, İli ve İli’nin başkenti Yining’e gittik.
Kaldırımlarda izmarit bile görmedim.
Olumsuz yanı, heyula gibi, balkonsuz apartmanlar…
Uygurlar, Kazaklar ve Kırgızlar gündelik hayatta dillerini konuşuyor.
Uygurlar Arap alfabesi kullanıyor.
Evsiz yok, gecekondu yok. Çin’i görmek, ata topraklarını dolaşmak heyecan verici. Az kalsın Cemal Enginyurt gibi uluyacaktım.”
Doğu Türkistanlılar ise aksini söylüyor, oruç tutmak bazı bölgelerde yasak. Doğu Türkistan Sivil Diplomasi Merkezi Başkanı Hidayetullah Oğuzhan, Doğu Türkistan’daki 30 bin caminin yalnızca 5 bininin ayakta olduğunu söylüyor, diğerlerinin ise yıkıldığını beyan ediyor.
Yazar Habibullah Efendigil de “Türkistan’ı bana sorun” başlıklı yazısında Çin’in ekmeğine yağ sürenlere sitem ediyor:
“Siz oraya gazeteci olarak mı gittiniz, Çin yönetiminin hazırladığı bir gezinin misafiri olarak mı?
Size gösterilenleri mi gördünüz?
Yoksa gösterilmeyenleri de aradınız mı?
Bir Uygur Türküyle Çinli görevliler olmadan konuşabildiniz mi?
Bir eve habersizce girebildiniz mi?
Bir anneye çocuğunun nerede olduğunu sorabildiniz mi?
Tutuklananları, kaybolanları, ailesinden koparılanları araştırabildiniz mi?
Toplama kampları iddialarını yerinde sorgulayabildiniz mi?
Camilerin, mezarlıkların, mahallelerin ve tarihî yapıların başına ne geldiğini araştırabildiniz mi?
Yoksa Çin yönetiminin çizdiği güzergâhta yürüyüp, önünüze konulan manzaraya bakarak mı döndünüz?
Gazetecilik, iktidarların gösterdiği vitrini anlatmak değildir.
Gazetecilik, vitrinin arkasında saklanan gerçeği aramaktır.”


