Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu’nda dünya liderlerine hitap etti.
Konuşmasının başında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresince yürüttüğü çalışmalara değinen Erdoğan, ardından Gazze başta olmak üzere farklı bölgelerde yaşanan çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Erdoğan, son 12 ayın 60’tan fazla çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti. Gazze, Ukrayna, Rusya, İran ve Lübnan başta olmak üzere çatışma bölgelerinde yüz binlerce insanın hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin de yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldığını söyledi.
“Özgür ve egemen Filistin’in sesi olacağız”
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın iki yıldır BM Genel Kurulu’nda yer alamamasına değinen Erdoğan, bunun Filistinlilere yönelik bir haksızlık olduğunu beyan etti.
Erdoğan, “Özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olacağız. Filistin’in mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Filistin devletini henüz tanımayan ülkelere de çağrıda bulunan Erdoğan, bu konudaki tutumlarını yeniden değerlendirmelerini istedi.
Erdoğan ayrıca ateşkes sonrasında da Gazze’de can kayıplarının sürdüğünü beyan ederek, Filistin tarafının barış planının ikinci aşamasını kabul ettiğini ancak İsrail’in işgali sona erdirmeye yanaşmadığını söyledi. Başkan Erdoğan Filistin mevzuunda şunları dile getirdi:
“Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, İran'dan Lübnan'a, 250 bin insan hayatını kaybetti. Tarifsiz acılar yaşandı. Geride bıraktığımız 12 ay, 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. 100 binlercesi doğduğu ve büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yalnızca Gazze'de son 3 yılda çoğu çocuk ve kadın, 74 bin kardeşimiz İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu.
Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en utanç verici kampıdır. Ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı bin 500'ü aşmıştır. Filistin Direniş Hareketi, barış planının ikinci aşamasını kabul ettiği hâlde, İsrail işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria'da ise yerleşimci terörünün en ağır dönemi yaşanıyor. Kudüs'te Hristiyan ve Müslümanların kutsal yerlere girişleri engelleniyor.”
“Güvenlik Konseyi mutlaka reforme edilmeli”
BM sisteminin mevcut yapısını da eleştiren Erdoğan, Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi gerektiğini söyledi.
“190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir” diyen Erdoğan, daha önce de dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür” yaklaşımı doğrultusunda reform çağrısını yineledi.
KKTC ve Suriye mesajı
Konuşmasında Kıbrıs meselesine de yer veren Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik izolasyonların sona ermesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, “Dünyayı KKTC’yi tanımaya davet ediyorum” ifadelerini kullanarak Kıbrıs Türklerinin uluslararası alanda daha fazla desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.
Suriye’deki gelişmelere ilişkin de değerlendirmede bulunan Erdoğan, ülkenin güvenli ve huzurlu bir devlet olma yönünde ilerlediğini belirtti. Türkiye’nin Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini kaydetti.
Mekke Anlaşması'na atıf
Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurulan savunma ittifakına da değindi. Söz konusu iş birliğiyle ülkeler arasındaki dayanışmanın güçlendirildiğini belirten Erdoğan, bölgedeki sorunlara bölge ülkelerinin katkısıyla çözüm üretilmesini amaçladıklarını ifade etti.
Konuşmasının sonunda uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesis edilmesinin önemine vurgu yapan Erdoğan, “Bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacaktır” dedi.


