Azim, Kerim, Mecid Kur-an hakkı hürmetine…
Semadanilik vurgusu yapılan aziz muazzez bir zaman diliminde Rab ve kul ilişkisinin zirve olduğu günler içindeyiz. Allah Subhanehu ve Teâlâ eşrefi mahlukat-mahlukatın en şereflisi olarak yarattığı, yoktan var ettiği kuluna hitap ederek, şerefini tasdik etmiş ve yakınlık ihdas etmesi için vahyi ilahiyi inzal etmiş. Bu öyle kıymetli özel bir durumdur ki, her sene Ramazan-ı Şerifte ve içinde saklı olan Kadir Gecesiyle şahikaya ulaşır. Esfeli safilindesin aslında ama nüzul eden vahyi ilahiye ye ittiba ettikçe, intikal ettikçe vera-ül vera -ötelerin ötesine yükselebilirsin. Üstad’ın o ifadesi var ya hani: “Seni aramam için beni uzağa attın! Alemi benim, beni kendin için yarattın!” İşte o uzakları yakın edecek, menziller tayin etmiş zaman dilimine. İnciler saçar gibi aleme mübarek aylar geceler ihsan etmiş. Kendi ruhundan üfledi, kendine alıştırdı, sonra aramamız için uzaklara gönderdi… Bu mübarek zaman dilimleri aradığını bulma, buluşma, aşkı tazeleme günleri bir nevi… “Rüzgâra bir koku ver ki hırkandan geleyim izine doğru arkandan, bırakmam tutmuşum yakandan medet ey Yunus’um medet…” dediği gibi şairin, cezbeden bir koku bir velvele salıyor aleme. Bu özel günleri oralarda sararıp solma, kararıp kalma seni kendim için yarattım unutma nidası olarak algılamak gerek. Daha dün gibi, üç ayların gelişini müjdeliyorduk birbirimize, Mudar’ın Receb’i Şaban-ı Şerif derken 11 ayın sultanı Ramazan Ayı da rüzgâr gibi geçip gidiyor bir kez daha ömrümüzden. Kıymeti taleb ve yönelişle izhar olacak, kazanılacak bir son 10 gün!..
Sure-i Enam/151 “Kul tealev” ifadesi ile başlar, kullarıma geliniz de… Gelin, size Allah’ın hükümlerini bildireyim… Aslında tüm peygamberler, tüm vahiyler, mübarek günler ve gecelerden murad tealev-geliniz demek içindir. Gelin bana rağbet edin. “Suna dedimse sen, Leyla dedimse sensin” dediği gibi şiirlerin, namaz, hac, oruç her ne dedimse bana gelin, bana rağbet edin içindi. Ne kadar ittiba, o kadar bayramdı.
Bu kelime, Mesnevi Şerif’te çok güzel izah edilir: “Vakıa biz Hak Teâlâ’nın azamet ve kudreti karşısında aczimize bakarak, dergâhı izzetine yaklaşmaya utanır çekiniriz, fakat kerim olan Hak Teala bizi cüretlendirmek motive etmek için “ey Habibim, kullarıma geliniz de” buyuruyor…”
Önce Bakara Sure’sinde: “Size hidayet rehberi olarak, hakkı batıldan ayırd etmek ve gerçekleri beyan etmek üzere Ramazan Ayı’nda size Kur-an indirilmiştir…” buyuruluyor daha sonra Kadir Suresinde, Ramazan Ayı içinde saklı olan, bin aydan daha değerli olduğunu beyan ettiği gece ifade ediliyor. Yani Ramazan Ayı’nın şerefi de Kadir Gecesi’nin kadri de Kelamullahın azametiyle kıymetleniyor. Hemen hatırlayalım Efendimiz Aleyhisselam da “Ümmetimin en şereflileri hamele-i Kur-an ve gece ashabıdır…” buyuruyor. Tabii burada Kur-an’ın hamili olmaktan kasıt mekanik bir ezber değil, ondaki ilmi ve manayı yaşayıp yaşatmak, aksettirmek kasd ediliyor. Allah’ın kelamı öyle bir iksiri azam, öyle bir şua içeriyor ki, ilintili, ilişkili her şeyi, yerleştiği her kalbi nura çeviriyor. Ayrıca dilimize tesbih etmek üzere dua öğretiliyor “Allahûmmecalni nura…” Allah’ım beni nur kıl…
Kadir, muktedir olmak, güç, takdir, şeref ve azamet sahibi olmak, Kadir Gecesi de azamet ve şeref gecesi demek. Öyle ki, her iş için tüm melekler ve Ruh (Cebrail) in inip durduğu fecre kadar esenlik dolu bir gece.
Çok değerli bir kitap, değerli bir meleğin vasıtası ile değerli bir ümmete indirilmiştir. Kitabı ve Kelamullahın bereketi hürmetine selam selamet ve hayırdan ibaret bir gece. Öyle muazzam bir cümbüş söz konusu ki, ey gaflet sarmalı içinde kaybolmuş olanlar “tealev” siz de geliniz… Gecenin feyz ve bereketini anlayıp idrak edebilmemiz için, bin aydan daha kıymetli benzetmesi yapılmış. Bin ay yapılacak ibadetle kazanılacak bir hasılayı, bin yılın sadakati ve niyazı ile elde edilecek yakınlığı bir gecede kazanma fırsatı verilmiş. Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın rahmetinin cuşu huruşa geldiği, meleklerin müminlere selam verip selamet dilediği, böylece günahlarının bağışlandığı, yönelen kimselerin mahrum kalmadığı muazzam bir gece. Tahayyül edebilirseniz, melekler ve ruh gece boyunca inerek müminlere selam veriyor, alem nura gark oluyor, melekut alemiyle müminler bir nevi birbirine karışıyor. Hani o sahneyi hatırlayalım, Âdem Aleyhisselam yaratıldığı zaman, melekler, yeryüzünde fitne çıkaracak, kan dökecek birini mi yarattın, demişlerdi ama şimdi Kadir Gecesi’nin bereketiyle, fecre kadar yeryüzüne inerek, oruç tutup, Kur-an’ı Kerim’i okuyarak onunla hemhal olmuş müminlere selam verip, selamet dileyerek dualarına âmin derler. Bu muazzam muhteşem sahneye intikal ederek, kaçırmamak, ıskalamamak, mahrum kalmamak lazım… Düşünsenize arş ferş birbirine karışmış, tüm melekut ziyarete gelmiş, selam verip dualar ediyor ama neticede herkesin kadri kendisi, ilmi ibadeti, yönelişi kadar…
Aslında ortalama insanın Allah Azimüşşan’ın kelamını anlaması, idrak etmesi mümkün değildir. Zira idrak ve anlayış eşitler ve benzerler arasında söz konusu olabilir. Kaldı ki biz zaman zaman birbirimizin sözlerini anlamakta bile güçlük çekeriz. Rahman ve Rahim olan Allah onu bize yönelişimiz, talebimizle orantılı olarak lütfederek mümkün kılar. Nitekim, Kur-an Levhi Mahfuzdan önce birinci kat semaya, Beyt’ül İzze denilen bir makama, sonra “ala kalbike” senin kalbine inzal ettik buyuruluyor. “Yerlere göklere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım”, dediği kalbine. Sonra 23 sene gibi bir zaman zarfında femi muhsinlerinden gönülden gönüle tevarüs ederek, müminlerin kalbine intikal etmiştir. Kalb Allah’ın evi, Kur-an’ın mahallidir. Sure-i Kaf/37 de “…limen kane lehu kalb…” Biz bunları kalbi olanlara söyledik, buyuruluyor. İtibar etmek gerekir ki tam burada Nabi: “Temiz tut haneyi, na pak olan haneye sultan gelir mi hiç” ikazını yapar.
Mevlâna Celaleddin Rumi’nin şu ifadesini çok severim: “Vakıa bu Kur-an Peygamberin iki dudağından sadır olmuştur, kim Hak söylemedi dese kafirdir…”
Kur-an’ı Kerim’i herkesin okuyamaması, okusa da anlamaması, onunla yol arkadaşlığı edememesi; Allah, zuhurunun şiddetinden gaibdir, hikmetinde olduğu gibi, kelamındaki tecelliden dolayıdır. Bu durum Fatır Suresi/32’de gayet net açıklanır: “Biz bu kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. İşte büyük fazilet budur.” Buradaki mertebe dostluk ve korunma saltanatında olan salihlerin, kalbi şirk virüslerinde tahrip olmaması ve itaat derecesiyle orantılı elbette.
Tefekküre ve hürmete vesile olması dileğiyle yer vermek isterim ki, Hüseyin Vassaf’ın Gülzar-ı Aşk eserinde belirtildiği üzere: “Allah-u Subhanehu ve Teâlâ Ramazan-ı Şerif’te Kadir Gecesinde inzal olan, kurtuluşumuz için yapışmamız gereken Hablullah-Allah’ın ipi olarak vasf edilen Kur-an’ı Kerim’i medhu sena ettiği isimlerin bazıları: Kelamullah, Kitabullah, Kur-an’ı Kerim, Kur-an’ı Mecid, Kur-an’ı Hâkim, Kitab-ı Aziz, Kitab-ı Mübarek, Furkan, Büşra, Mevıza, Huden lil muttekın, Mesani’dir. Resul-û Alem Efendimizin de Kur-an’ı Azimüşşan hakkında buyurduğu ifadelerden bazıları ise Şafi, Nur-u Mübin, Musaddak- doğruluğu tasdik edilmiş anlamda, Hayru’l Hadis, Zikru’l Hâkim, İsmet, Necat, Nafi, Kitabullah’tır.”
“Kim iman ederek ve Allah’tan umarak o geceye ulaşırsa, Kadir Gecesi’ni ayakta geçirirse, bağışlanır ve mahcup olmayacak şekilde günahları örtülür…”
Kadir Gecesi, sabit değil ve tekli gecelerde son 10 gün içinde aranması işaret edilmiş, aynı zamanda son on gün zaten itikâf zamanları. Efendimiz Aleyhisselam’ın “Benim Rabbimle öyle özel zamanlarım olur ki, mukarreb melekler dahi vasıl olamaz…” buyurmuş. Elbette bu O’na has bir durum, lakin oradan bir cüz, o zamanın bereketinden mülhem hem Kadir Gecesi’nin aranması hem de itikâf sünnetinin bir araya gelmesi bizim için de özel zamanlara dönüşüyor.
Hz. Aişe’den bize ulaşan rivayetlerin belki de en anlamlısı, O’na Efendimizin ahlâkı sorulduğunda: “Onun ahlâkı Kur’an’dı.” cevabıdır… Bu manayı tefekkür, Ramazan-ı Şerif ve Kadir Gecesi’nde yoğunlaşan Kur-an’ı Kerim’le olan ilişkimizi hayatın tamamına yayılmasına vesile olur…
Dikkati çeken bir durum da hasılası yüksek özel zamanlar ne hikmetse hep gece… Miraç olayı da İsra, gece yürüyüşü olarak geçer. El ayak çekilince, gece özel zamanlar için çok daha elverişli ve gizemli. Karanlıklar içindeyken, zulmetin nura çevrilmesi “Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan nura çıkarır” ayetinde karanlığın içinde gizli nuru haber verir gibi “minez zulumati ilen nur.” diye ifade edilmiş. Tasavvuf ehlinin Kadir Gecesi’ne özel olarak yazdığı Kadriye diye bilinen şiirlerde de bu gece özellikle “nur gecesi” olarak anılmıştır.
Kulun Allah’a yönelişini, Allah’ın da bu yönelişi kabul etmesini, özellikle teheccüt vakitlerindeki niyazları müsamere diye ifade eder İbn Arabi:
“Siz yönelirsiniz, O size teveccüh eder...
Yarı yol karşılaşmaları...
Münazelat ve teveccühât...”
Hasılı münacat ediyorsunuz ve teveccüh görüyorsunuz…
İşte Ramazan Ayı’nda özellikle Kadir Gecesi’nde, yola çıkanlar için öyle bir yarı yol karşılaşması yaşanır ki, hitamuhu misk, sonunda bayram edilir…
Yar ile buluşup bayram edenlere mübarek olsun!..
Baran Dergisi


