İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'den Alman mevkidaşına çete telefonu

0
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'den Alman mevkidaşına çete telefonu
İçişleri Bakanı Çiftçi, Alman mevkidaşı ile telefon görüşmesi yaparak Almanya’da yaşayan Türk iş insanlarına yönelik örgütlü suç faaliyetlerinin artışından kaygı duyulduğunu vurguladı.

Son dönemde Almanya’da Daltonlar, Casperlar, Sarallar, Bayğaralar gibi suç örgütlerinin, Türk iş insanlarına yönelik haraç, tehdit ve silahlı saldırılarında artış gözlemleniyor.

İçişleri Bakanı Çiftçi, Alman mevkidaşı ile telefon görüşmesi yaparak Almanya’da yaşayan Türk iş insanlarına yönelik örgütlü suç faaliyetlerinin artışından kaygı duyulduğunu vurguladı.

Milliyet gazetesinden Didem Özel Tümer'in haberine göre, Almanya ile terör suçlarının yanı sıra adi/organize suçlar bağlamında da adli iş birliğinin istenilen seviyede olmadığı belirtiliyor

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, geçen hafta medya temsilcileriyle buluşmasında, Alman mevkidaşı Alexander Dobrint ile yeni nesil suç örgütleri konusunda iş birliğini artırmak için telefon görüşmesi yapacağını söyledi. Çiftçi, görüşme gerekçesini de yurt dışına kaçan bazı örgüt üyelerinin bulundukları ülkelerdeki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını rahatsız etmeleri nedeniyle, Almanya polisinin daha fazla rol almasını rica olarak açıkladı.

Haraç istiyorlar

Bakan Çiftçi’nin mevkidaşına bu telefonu açmasında 2026 yılının yeni nesil suç örgütleriyle mücadele yılı ilan edilmiş olmasının ötesinde, Almanya özelinde bazı gelişmeler yatıyor. Son dönemde, özellikle Berlin ve Kuzey Ren Vestfalya eyaletlerinde; Daltonlar, Casperlar, Sarallar, Bayğaralar gibi yeni sürüm suç örgütlerinin, Türk iş insanlarına yönelik haraç, tehdit ve silahlı saldırılarında artış gözlemleniyor. MÜSİAD üyelerinin de aralarında bulunduğu 60’tan fazla haraç vakası bildirildi. En son, 10-11 Nisan 2026’da, Nürnberg’de Türk toplumunun önde gelen isimlerinden bir iş insanından haraç istendi. Talebi yerine getirmeyince, iş yerinin bahçesi ve aracı yakıldı. Türk makamlarına göre Almanya’da 18 ayrı suç örgütünün lider ve üyesi olan 32 kişi firari durumda. Kayıtlarda, bunlardan 14’ü tutuklu olarak yer alıyor. Ankara, geri kalan 18 kişinin de yakalanmasını ve iadesini istiyor.

Bakan Çiftçi’nin Alman mevkidaşı ile görüşmesinde, Nürnberg’deki olayı “endişe verici” olarak nitelendirerek, Almanya’da yaşayan Türk iş insanlarına yönelik örgütlü suç faaliyetlerinin artışından kaygı duyulduğunu vurguladığı belirtiliyor. Çiftçi’nin mevkidaşına, Alman kolluk makamlarının aldıkları önlemlerin “görünür ve somut nitelikli” olmasının, suç örgütleri üzerinde caydırıcı etki yaratacağını ilettiği kaydediliyor.

Adli iş birliği zayıf

Almanya, PKK ve FETÖ’nün Avrupa genelinde en geniş yapılanmayı oluşturduğu ülkelerin başında geliyor. FETÖ, Almanya’da terör örgütü olarak kabul edilmiyor. PKK/KCK’nın ise Almanya’da yaklaşık 15 bin üyesinin olduğu belirtiliyor. Müzahir olanlarla sayı 50-60 bin civarında.

Terör suçlarında Almanya ile adli iş birliğinin istenilen seviyede olmadığı daha önce defalarca dile getirildi. Aynı durumun adi/organize suçlar bağlamında da geçerli olduğu vurgulanıyor. Türkiye’nin önemli organize suçlar kapsamındaki iade isteklerinin, karşı tarafın teminat ve bilgi talepleri karşılanmasına rağmen Alman makamlarınca reddedildiği ifade ediliyor.

Türkiye’nin halen Almanya’dan narkotik suçlar kapsamında 48, kaçakçılık ve organize suçlarda 46, asayişte 105 ve terör 458 olmak üzere toplam 657 şahıs için iade talebi bulunuyor. Bugüne kadar ise terörden 597, kaçakçılık ve organize suçlardan 31 asayişten ise 52 olmak üzere 680 kişinin iadesi reddedilmiş durumda.

Yeni Nesil Suç Örgütü nedir?

Çiftçi geçmişin klasik mafya yapılarından farklı özellikler taşıyan, çizgi film karakterleri ya da takma isimlerden esinlenen yeni nesil suç örgütlerini şöyle tarif etti:

Gösterişi, sosyal medya görünürlüğünü ve korku yaymayı yöntem olarak kullanıyorlar.

Yaş ortalamaları düşüyor, hızlı para kazanma hevesi öne çıkıyor.

Dijital platformları propaganda ve suç gelirleri bakımından daha yoğun kullanıyorlar.

Sabit merkezleri zayıf, örgütsel bağları daha gevşek, hareket tarzları daha öngörülemez.

Bakan Çiftçi’nin ifadesiyle yapısı değişen suç örgütleriyle mücadelenin klasik yöntemlerle sınırlı kalması mümkün değil. Suça sürüklenen çocuklar, radikalleşme, dijitalleşme, akran zorbalığı, aile kavramları etrafında topyekün değerlendirmeye ihtiyaç var. Önümüzdeki yılların en önemli meselesi olacak bu konuyu çalışan Uluslararası Radikalizm Gözlemevi Derneği (URAD) Başkanı Prof. Dr. Hilmi Demir ile Avukat Oğuz Demir’in “Yeni Nesil Çeteler ve Radikalleşme, Çeteler Çocuklarımızı Nasıl Çalıyor?” başlıklı kitabını ilgilenenlere de ayrıca öneririm.
 

Yorum Yazın