İddianamede 6 eylemden sorumlu tutulduğunu belirten Subaşı, Panoffect Medya’yı kendi sermayesiyle kurduğunu ve şirketinin kamu kaynaklarından herhangi bir ödeme almadığını savundu.
İBB ve iştirakleriyle gerçekleştirdiği ihalelerin tamamının belgeli ve ticari faaliyetler kapsamında olduğunu söyleyen Subaşı, şirketler grubu olarak İstanbul’daki yatırımlarının 2 milyar lirayı aştığını, Kültür A.Ş.’ye ise bugüne kadar 682 milyon lira kira ödediklerini ifade etti.
Subaşı, 2014 ve 2019 seçim dönemlerinde Ekrem İmamoğlu’nun kampanyalarında dijital baskı ve duvar giydirme işleri yaptığını, bu süreçte dönemin Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı Fatih Keleş ile tanıştığını anlattı.
“Cironun yüzde 10’unu ödemek zorunda kaldık”
Kültür A.Ş. kapsamındaki üretim ihalesi kapsamında billboard, raket, elektrik direği, köprü, araç giydirme ve çeşitli baskı işlerini yaptıklarını belirten Subaşı, bu süreçte kendilerinden yüzde 10’luk bir bedel talep edildiğini söyledi.
Subaşı, “Başlangıçta bu talep bizim için şaşırtıcı olsa da kabul etmemiştik. Ancak devam eden işlerimiz, pandeminin tüm ticari faaliyetleri durma noktasına getirmiş olması nedeniyle bu duruma maruz ve mecbur kaldık. Kendi kazancımızdan yapmış olduğumuz işin geneline yönelik yüzde 10’luk bedeli ödemek zorunda kaldık.” diye konuştu.
Subaşı, dijital ekranlarının sektörde değer kazanmasının ardından kendisine yönelik sistematik bir baskı süreci başladığını iddia etti.
Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile yaptığı görüşmelerin ardından Murat Ongun ile de görüştüğünü anlatan Subaşı, dijital reklam alanlarının Reklamist firmasına devredilmesinin istendiğini beyan etti.
Subaşı, talebi kabul etmemesinin ardından bazı reklam alanlarının kendilerinden alındığını ve bunu “sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama” olarak değerlendirdiğini söyledi.
Daha sonra yapılan görüşmeler sonucunda ekranların Kültür A.Ş.’ye olan borçlarına mahsup edilmek üzere devredildiğini belirten Subaşı, devir bedelinin 75 milyon liradan 46 milyon liraya indirildiğini savundu.
“Ertan Yıldız’ın 20 milyon liralık talebi oldu”
Metro girişlerinde uygulanması planlanan üst örtü kanopi projesine de değinen Subaşı, işin kendilerine verilmesinin ardından Ertan Yıldız’ın 20 milyon liralık bir talepte bulunduğunu iddia etti.
Subaşı, söz konusu ödemenin Yıldız’ın yönlendirdiği Mahmut isimli kişiye yapılmasını kabul ettiklerini öne sürerek, projeyi kendi finansmanlarıyla gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi.
Sanık, hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasını ise kabul etmedi. Kendisini davada “ticari mağdur” olarak gördüğünü belirten Subaşı, “Yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum.” dedi.
Çapraz sorguda “sistem” sorusu
Savunmasının ardından çapraz sorguya geçilen Subaşı’ya mahkeme başkanı Selçuk Aylan, daha önceki ifadelerinde geçen “sistem” ifadesiyle neyi kastettiğini sordu.
Subaşı, bu kelimenin özellikle danışmanlar tarafından kullanıldığını belirterek, şöyle konuştu:
“Sistem ifadesi özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapılamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor.”
Mahkeme başkanı ayrıca Subaşı’ya, diğer bazı sanıkların soruşturma sırasında aileleri üzerinden baskı gördüğünü ve bu nedenle ifade vermek zorunda kaldıklarını savunduklarını hatırlatarak, kendi ifadelerini baskı altında verip vermediğini sordu.
Subaşı, “Hür irademle verdim. Herhangi bir baskıya maruz kalmam söz konusu değil.” yanıtını verdi.
Savcının, alınan işler karşılığında yüzde 10 pay istendiğine ve bazı ödemelerin nakit yapıldığına ilişkin beyanlarını sorması üzerine de Subaşı, Fatih Keleş’e yönelik ödemelerin Florya ve Mermerciler Sanayi Sitesi’ndeki görüşmeler sırasında yapıldığını öne sürdü.
Subaşı, Ertan Yıldız’ın parayı doğrudan almadığını, Yıldız’ın yönlendirdiği Mahmut isimli kişiye farklı tarihlerde 5 milyon, 5 milyon ve 10 milyon lira olmak üzere üç ayrı ödeme yapıldığını söyledi.


