“Suyun Nobeli” olarak bilinen Stockholm Su Ödülü’nün bu yılki sahibi, Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü (UNU-INWEH) Direktörü Kaveh Madani oldu. Sürdürülebilir su yönetimi üzerine çalışmalarıyla tanınan Madani, küresel su krizi ve iklim adaletine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Madani, suya olan ilgisinin büyük ölçüde doğup büyüdüğü İran ve Orta Doğu coğrafyasındaki su kıtlığından etkilendiğini belirterek, bölgede yetişen insanların suyun değerini çok daha iyi anladığını söyledi.
Su krizinin aynı zamanda bir iklim krizi olduğunu vurgulayan Madani, gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmek için daha fazla imkâna sahip olduğunu, buna karşın Yemen ve Suriye gibi ülkelerin aynı kapasiteye sahip olmadığını ifade etti.
COP31 için kritik fırsat
Madani, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-10 Kasım’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nin, bölgedeki su krizini dünya gündemine taşımak için önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
Türkiye’nin hem suyun stratejik önemini bilen bir ülke olduğunu hem de altyapı yatırımları, tarım ve ekonomik büyüme kaynaklı su sorunlarıyla mücadele deneyimine sahip bulunduğunu belirten Madani, bu nedenle Türkiye’nin su konusundaki tartışmalara liderlik edebileceğini dile getirdi.
“Barış olmadan su güvenliği de olmaz”
İklim müzakerelerinde su konusunun çoğu zaman yeterince ele alınmadığını ifade eden Madani, bölgesel ve küresel istikrarın bu sorunların çözümünde kritik rol oynadığını vurguladı.
Orta Doğu’daki savaşların su altyapısı üzerinde ciddi tehdit oluşturduğunu belirten Madani, çatışma ortamında çevre ve iklim konularının geri planda kaldığını söyledi.
Madani, suyun ülkeler arasında işbirliğini güçlendirebilecek nadir alanlardan biri olduğuna dikkat çekerek, COP31’in suyun iklim politikalarına daha güçlü şekilde entegre edilmesi için önemli bir platform olabileceğini ifade etti.


