Beyrut ile Şam arasındaki askıda bulunan dosyaların yeniden ele alınması amacıyla başlatılan diplomatik süreç kapsamında 20 Kasım 2025’te Suriye’ye resmi ziyaret gerçekleştiren Mitri, Ahmed Şara ve üst düzey yetkililerle görüşmüştü. Mitri, iki ülke arasında ilerleme sağlanması için her başlıkta yazılı anlaşma şartı olmadığını ifade etti.
Sınır güvenliği ve mülteciler gündemde
Mitri, Lübnan ile Suriye arasındaki işbirliğinin sınır güvenliği ve Suriyeli mültecilerin geri dönüşü gibi temel başlıkları kapsadığını belirtti. Geçen yıl yaklaşık 500 bin Suriyeli mültecinin Lübnan’dan ülkelerine dönüşünün, resmi anlaşmalar olmasa da iki ülke arasındaki koordinasyon sayesinde mümkün olduğunu kaydetti.
İki ülke arasında geçen hafta Lübnan’da hüküm giymiş yaklaşık 300 Suriyelinin ülkelerine nakledilmesini öngören bir anlaşma imzalandığını aktaran Mitri, bunun uzun süredir devam eden tutuklular meselesinin çözümüne yönelik adımlardan biri olduğunu dile getirdi.
Sınırların belirlenmesi konusunun şu aşamada öncelikli gündem maddesi olmadığını ifade eden Mitri, ortak önem taşıyan tüm başlıkların müzakere masasında bulunduğunu söyledi.
“İsrail bölgesel güvenlik için tehdit”
Mitri, İsrail’in askeri ve hava üstünlüğünün bölgesel güvenlik açısından tehdit oluşturduğunu savundu. Kamuoyu araştırmalarına atıfta bulunan Mitri, Arap dünyasında katılımcıların büyük çoğunluğunun İsrail’i bölgenin güvenliği için tehdit olarak gördüğünü ifade etti.
İsrail’in askeri kapasitesine rağmen bölgeyi yönetme ya da yeni bir Orta Doğu inşa etme gücüne sahip olmadığını belirten Mitri, bu ortak tehdit algısının bazı bölge ülkeleri arasındaki yakınlaşma eğilimlerini de etkileyebileceğini dile getirdi.
Türkiye’nin bölgesel rolü
Mitri, Türkiye’nin Mısır ve Suudi Arabistan ile yürüttüğü normalleşme sürecini de değerlendirdi.
“Her iki ülke de Lübnan’ın kardeşidir.” diyen Mitri, Türkiye ile Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşmanın tüm bölgeye olumlu yansıyacağını temenni ettiklerini belirtti. Mitri, sürecin sonuçlarının görülmesinin ardından ayrıntıların daha net konuşulabileceğini ifade ederek, şu aşamada iki ülkenin ortaya koyduğu genel tercihi olumlu bulduklarını kaydetti.


