Çelik, açıklamalarının başında Düzce’de geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin’i yâd etti. Gültekin’in vefatının ardından sosyal medyada yapılan bazı paylaşımlara tepki gösteren Çelik, “Bir vefat haberi karşısında böylesine bir nefret söyleminin örgütlü bir şekilde ortaya çıkarılmasını lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.
Tasfiye sürecindeki yatırım fonlarına ilişkin çalışmaların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu irade doğrultusunda yürütüldüğünü belirten Çelik, devlet kurumlarının eş güdüm içinde hareket ettiğini söyledi.
Fon soruşturmasında usulsüzlük yaptığı öne sürülen kişilerle yasal yatırım yapan vatandaşların birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çeken Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim fon dolandırıcıları, fon şeytanları dediğimiz bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle, kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor. Bu fon şeytanları, fon dolandırıcıları dediğimiz kişilerle meşru yatırımcıyı, buraları meşru bir yatırım aracı olarak kullanan vatandaşlarımızı hassasiyetle birbirinden ayırıyoruz.”
Çelik, siyasi tartışmaların soruşturmanın seyrini etkilememesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kimseyi mahkûm etmeyiz, ettirmeyiz. Ama herhangi bir siyasi himayeyle de herhangi bir iddianın örtbas edilmesine müsaade etmeyiz. Burada temel mesele bütün gerçeğin açığa çıkması ve bununla birlikte gereken sonuçlara ulaşılmasıdır.”
Sermaye Piyasası Kurulunun tasfiye kararı aldığı yatırım fonlarında mağdur edilen yatırımcıların korunmasına öncelik verildiğini belirten Çelik, tasfiye işlemlerinin hukuki güvence altında yürütülmesinin önemine işaret etti.
Çelik, “Meşru yatırımcının, mağdur edilenin korunması için de gereken hassasiyet gösteriliyor” diyerek ilgili kurumların koordineli çalıştığını ifade etti.
Tasfiye süreçlerine ilişkin kanun teklifinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildiğini hatırlatan Çelik, düzenlemenin bu hafta Meclis Genel Kurulunda görüşülmesinin beklendiğini söyledi.
Çelik, söz konusu düzenlemenin amaçlarını şöyle anlattı:
“Bu fonların mal varlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılması hedefleniyor. Fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsili hedefleniyor ve geri kazanılan değerlerin bu fon payı sahibine ödenmesi şeklindeki usul ve esasları düzenlenecek. Yüce Meclis bunu tartışacak ve bu hedeflere ulaşacak şekilde düzenlemenin hayata geçmesi esas olacak.”
Soruşturmanın siyasi polemiklere dönüştürülmesinin asıl meseleleri gölgeleyebileceği uyarısında bulunan Çelik, “Hem siyasi linçe karşı olduğumuzu hem siyasi himayeye karşı olduğumuzu net bir şekilde söylüyoruz. Bunun da yolu adliyenin ve maliyenin çalışmaları çerçevesinde bütün gerçeğin açığa çıkmasıdır” dedi.
“Odağımız Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge”
Çelik, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmesinde, sürecin zaman zaman inişli çıkışlı bir seyir izleyebileceğini ancak temel hedeften uzaklaşılmaması gerektiğini söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda sürecin devlet politikası hâline geldiğini belirten Çelik, TBMM’de oluşturulan komisyonun rapor hazırladığını ve devamında yasal düzenlemenin kabul edildiğini hatırlattı.
Terör örgütü PKK’nın silah bırakması ve tasfiyesinin tamamlanmasına yönelik mekanizmanın önemine değinen Çelik, bundan sonraki aşamada yasanın gereklerinin yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Çelik, sürece yönelik değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bunlar inişli çıkışlı süreçlerdir. Lineer süreçler değildir, doğrusal süreçler değildir. Bazen bir ayda elde edemediğiniz ilerlemeyi bir günde elde edersiniz. Bazen tersi olur. O sebeple önemli olan buradaki çalışmaların doğru yapılmasıdır.”
TBMM’nin kabul ettiği yasal düzenlemeyle sürecin siyasi, sosyal ve hukuki zeminine ilişkin yol haritasının daha belirgin hâle geldiğini belirten Çelik, devlet kurumlarının görevlerini sürdürdüğünü kaydetti.
Irak’ın toprak bütünlüğü ve Türkmenlerin temsili
Çelik, Irak’taki gelişmelere ilişkin açıklamasında, Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini önemsediğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığı döneminden bu yana Irak’ta farklı yönetimlerle çalıştığını hatırlatan Çelik, ülkedeki Türk, Kürt, Türkmen ve Arap topluluklarının bir arada yaşadığı kapsayıcı bir siyasi yapının desteklendiğini söyledi.
Irak Türkmenlerinin siyasi sistemde hak ettikleri yeri almasının önemli başlıklardan biri olduğunu belirten Çelik, Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin kapsayıcı yönetim ve terörsüz bölge hedefi doğrultusundaki çalışmalarını olumlu değerlendirdiklerini ifade etti.
Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Valisi Muhammed Seman Ağa’nın Irak hükümetinde devlet bakanlığı görevine getirilmesini de değerlendiren Çelik, bunun olumlu bir gelişme olduğunu belirtti.
Çelik, “Türkiye açısından Irak’ın birliği, bütünlüğü, toprak bütünlüğü ve egemenliği ile bundan sonraki süreçte herkesi kapsayan bir hükümet modelinin belirlenmesi bakımından da son derece önemlidir” dedi.
“Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük kol kola girmiş”
Bölgedeki gelişmelerin Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerinin önemini artırdığını söyleyen Çelik, terör devleti İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’ye yönelik politikalarını eleştirdi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede oluşan tabloya değinen Çelik, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını sürdürdüğünü, Batı Şeria’da Filistinlilerin yerlerinden edilmesine yönelik adımlar atıldığını ve Lübnan ile Suriye’de de saldırıların yaşandığını söyledi.
Çelik, bölgedeki gelişmeleri değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:
“Gazze’deki soykırım devam ederken İsrail’in Batı Şeria’yı da Gazzeleştirmeye dönük attığı adımlar, Lübnan’a yaptığı saldırılar, Suriye topraklarına yaptığı saldırılar, yine Suriye içerisinde Süveyda bölgesindeki ayrılıkçı grupların bütün bu faaliyetlerini gördüğümüzde aslında çok daha büyük bir siyasi projenin yürürlüğe koyulmaya çalışıldığını görüyoruz.”
“Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük adeta kol kola girmiş” diyen Çelik, bölge halklarının ortak hareket etmesi gerektiğini beyan etti.
Çelik’ten Netanyahu’nun açıklamalarına tepki
Çelik, terör lideri Netanyahu’nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki açıklamalarına da değindi. Netanyahu’nun siyasi konumunu güçlendirmek amacıyla Erdoğan’ı hedef aldığını belirten Çelik, bu açıklamaları kabul etmediklerini belirtti.
Çelik, “Netanyahu, zemin kaybettikçe seçim kampanyasını Cumhurbaşkanımıza karşıtlık üzerine kurmaya çalışıyor. Bunun bizim için herhangi bir hükmü yok” dedi.
Batı Şeria’daki gelişmelere ilişkin de konuşan Çelik, İsrail’in yeni yerleşim alanları oluşturduğuna yönelik açıklamalarına karşı çıktı.
“Mekke Anlaşması NATO’ya alternatif değil”
Çelik, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın TBMM’ye sevk edilmesine ilişkin değerlendirmesinde, anlaşmanın uluslararası güvenlik mimarisini tamamlayıcı nitelikte olduğunu söyledi.
Anlaşmanın NATO’ya alternatif olarak sunulmasına karşı çıkan Çelik, bazı çevrelerin anlaşma kapsamında Meclis onayı olmadan asker gönderileceği yönünde iddialar ortaya attığını belirtti.
Çelik, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak şu açıklamayı yaptı:
“Halbuki bunun NATO’ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu net bir şekilde ifade ettik. NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar da var. Mekke Anlaşması’nı da bu şekilde düşünmek lazım.”
Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara tepki
Çelik, Suudi Arabistan’a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını kınadıklarını da söyledi. Mekke başta olmak üzere Riyad, Doğu Bölgesi, Necran, Abha ve Hamis Muşayt kentlerinin hedef alınmasının bölgesel güvenlik açısından tehdit oluşturduğunu belirtti.
Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Özellikle Mekke-i Mükerreme’ye yapılan saldırılar hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun yanı sıra Riyad, Doğu Bölgesi, Necran, Abha, Hamis Muşayt kentlerine füzeler ve İHA’larla saldırı yapılması, kardeş Suudi Arabistan’ın güvenliğine bir tehdit oluşturması bakımından kınadığımız faaliyetlerdir ve bölgesel güvenliği tehdit etmektedir.”
Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlığın sürmesine ek olarak Babülmendep Boğazı’nın da yeni bir gerilim alanı hâline gelmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Çelik, bunun bölgesel sınırları aşarak küresel barışı etkileyebileceği uyarısında bulundu.
AK Parti’ye yeni katılımlar
Çelik, MKYK toplantısında partiye katılımlara ilişkin de bilgi verdi. Daha önce birlikte çalıştıkları milletvekili Cemalettin Kani Torun’un AK Parti’ye yeniden katıldığını açıklayan Çelik, Torun’un Afrika’daki çalışmalara önemli katkılar sunduğunu söyledi.
“Bugün daha önceden de yol arkadaşlığı yaptığımız milletvekilimiz Cemalettin Kani Torun Bey partimize tekrar katıldılar. Kendisine evinize hoş geldiniz diyoruz” diyen Çelik, Torun’un çalışmalarını AK Parti bünyesinde sürdüreceğini ifade etti.
Bodrum Belediye Meclis Üyesi Asuman Gülsoy’un da AK Parti’ye katıldığını bildiren Çelik, bu gelişmeleri partinin ve Cumhur İttifakı’nın Türkiye’nin geleceğine ilişkin politikalarına duyulan güvenin göstergesi olarak değerlendirdi.


