Yaklaşık iki yıldır BMGK'nin geçici üyeleri arasında yer alan Pakistan'ın öncelikleri arasında barışın korunması, çatışmaların önlenmesi ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi bulunuyor. Görev süresinin yıl sonunda sona ereceğini hatırlatan Ahmad, Pakistan'ın konseydeki çalışmalarına ilişkin, "Geride iyi bir katkı bıraktığımızdan eminim" değerlendirmesini yaptı.
BMGK'nin işleyişine yönelik eleştirilerin de bulunduğuna değinen Ahmad, BM'nin güvenilirliğine ilişkin tartışmalarda asıl odağın konsey üyelerinin kararları olması gerektiğini savundu. Özellikle daimi üyelerin veto yetkisinin konseyin işleyişinde belirleyici olduğunu vurgulayan Ahmad, Pakistan ve Türkiye'nin daha hesap verebilir bir BMGK için reform çağrısı yapan ülkeler arasında yer aldığını aktardı.
Ahmad, seçilmiş üyelerin konseydeki etkinliğinin artırılmasının da reform sürecinin önemli başlıklarından biri olduğunu belirterek, daimi üyeler karşısında seçilmiş üyelerin sesini güçlendirecek öneriler üzerinde çalıştıklarını ifade etti.
İran krizinde diplomasi trafiği
Pakistan'ın ABD/İsrail ile İran arasındaki çatışmada üstlendiği arabuluculuk rolüne ilişkin de konuşan Ahmad, girişimlerinin uluslararası alanda olumlu karşılandığını söyledi.
Çatışmanın hızla tırmandığı dönemde daha geniş kapsamlı bir savaş ihtimalinin ortaya çıktığını kaydeden Ahmad, gelişmelerin yalnızca güvenlik açısından değil, gıda ve enerji güvenliği bakımından da küresel sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Pakistan'ın uzun süredir birbiriyle temas kurmayan tarafları yüksek düzeyde görüşmeler için aynı masa etrafında buluşturduğunu aktaran Ahmad, bu süreçte Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Çin dahil olmak üzere çeşitli ülkelerle yakın temas içinde olduklarını belirtti.
İslamabad Mutabakat Zaptı'nın uygulanmasına ilişkin sorunların çatışmaların zaman zaman yeniden başlamasına yol açtığını ifade eden Ahmad, buna karşın mart ve nisan aylarında yaşanan çatışmaların yoğunluğunun Pakistan'ın diplomatik girişimleriyle azaltıldığını savundu.
"Yani evet, hâlâ bir gerginlik var, ara sıra saldırılar oluyor, ancak o yoğunlukta bir çatışma yok" diyen Ahmad, bunun taraflar arasında yeniden diyalog kurulması için alan bulunduğunu söyledi.
Pakistan'ın taraflarla temasını sürdürdüğünü belirten Ahmad, yeniden müzakere zemini oluşturulması yönündeki diplomatik çabaların devam ettiğini aktardı.
Mekke Mutabakatı için "caydırıcılık ve istikrar" vurgusu
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Mutabakatı'nı da değerlendiren Ahmad, anlaşmanın bölgesel gelişmeler açısından önemli olduğunu söyledi.
Üç ülkenin ekonomik, siyasi ve askeri açıdan bölgesel ağırlığa sahip olduğuna işaret eden Ahmad, bu nedenle bölgesel barış ve istikrarın sağlanmasında sorumluluk üstlenmeleri gerektiğini dile getirdi.
Mutabakatın temel amacının caydırıcılık ve istikrar olduğunu vurgulayan Ahmad, "Savunma amaçlıdır. Herhangi bir ülkeye karşı yöneltilmemiştir" ifadesini kullandı.
Anlaşmanın ortak irade ve kararlılığın göstergesi olduğunu kaydeden Ahmad, mutabakatın kurumsal bir yapıya kavuşturulması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Türkiye ile Pakistan arasındaki bağların yalnızca hükümetler arasındaki diplomatik ilişkilerden ibaret olmadığını vurgulayan Ahmad, iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşliğin tarihi köklere sahip olduğunu dile getirdi.
İlişkilerin geniş kapsamlı ve karşılıklı yarara dayalı olduğunu belirten Ahmad, halklar arasındaki yakınlığın da bu bağın önemli bir unsuru olduğunu söyledi.
Türkiye ile Pakistan'ın BM çatısı altında çok sayıda konuda ortak hareket ettiğini aktaran Ahmad, özellikle İslamofobiyle mücadele ve BMGK reformu gibi başlıklarda işbirliğinin öne çıktığını kaydetti.
"BM'deki tüm konularda birlikte çalışıyoruz. Çok yakın işbirliği içindeyiz" diyen Ahmad, Türkiye'nin arabuluculuğu teşvik eden yaklaşımının da Pakistan tarafından önemsendiğini ifade etti.
İki ülke arasındaki işbirliğinin BM'deki ortaklığın ötesine geçtiğini vurgulayan Ahmad, "Yani aklınıza gelen her konuda BM'de birlikteyiz" sözleriyle Ankara-İslamabad hattındaki koordinasyonun kapsamına dikkat çekti.
Pakistanlı diplomat, iki ülke arasındaki halklar arası bağların ilişkilerin temel gücünü oluşturduğunu belirterek, "Pakistan-Türkiye ilişkilerini daha da yüksek seviyelere taşımayı diliyoruz" mesajını verdi.


