Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı değerlendiren Ben-Shabbat “Anlaşma, bölgedeki Müslüman güçler arasındaki iş birliğinin yeni bir aşamaya taşındığını gösteriyor” dedi.
Eski Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı, bu yapılanmanın Washington’dan tamamen bağımsız bir yapı anlamına gelmediğini ancak Türkiye’yi bölgesel siyasi ve askerî liderlik açısından daha merkezî bir konuma taşıdığını öne sürdü.
İran’ın bölgedeki etkisinin gerilediğini öne süren Ben-Shabbat, ortaya çıkan boşluğun kim tarafından doldurulacağı sorusuna dikkati çekerek, Türkiye’nin bu süreçte giderek daha fazla ağırlık kazandığını savundu.
Türkiye’nin yeni Suriye ordusunun oluşturulması ve eğitilmesi sürecindeki rolünün altını çizen Ben-Shabbat, enerji ve ulaşım altyapısı gibi alanlarda yürütülen çalışmaların da Ankara’nın ülkedeki etkisini daha kalıcı hâle getirebileceğini savundu.
‘MAVİ VATAN’ RAHATSIZLIĞI
Röportajın en enteresan başlıklarından biri ise Doğu Akdeniz oldu. Ben-Shabbat, Türkiye’nin denizcilik hedeflerini “Mavi Vatan Doktrini” üzerinden değerlendirirken, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki yaklaşımının İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile olan hedefleri doğrultusunda kesiştiğini söyledi. İsrailli eski güvenlik yetkilisine göre bu durum, Doğu Akdeniz’i iki ülkenin bölgesel hesaplarının kesiştiği önemli alanlardan biri hâline getirdi.
İsrailli yetkili “Ben bütün bunlara yeni bir cephenin hazırlığı diyorum. Her şeyi göz önünde bulundurduğumuzda Türkiye ile çatışma ihtimalimiz artıyor” dedi.


