Ülke olarak birkaç gündür, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet" soruşturmasına kitlendik.
Geçtiğimiz hafta ABD'deki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Türkiye fırtınasını, özellikle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM'deki tarihî konuşmasını...
Mekke Anlaşması'nın pratiğe dökecek adımlar atılırken..
Terör devleti İsrail'in terör lideri Netanyahu'nun BM kürsüsünden Başkan Erdoğan'ı hedef almasını ve Türkiye yönelik tehditlerini...
Aynı terör liderinin tutuklanmamak için, BM Genel Kurulu'nun yapıldığı ABD'ye günübirlik gelip gitmesini...
Daha dün terör liderinin ayağına gidip desteklerini sunan Avrupa liderlerinin BM kürsüsünden terör liderini eleştirmelerini...
Irak'taki PKK unsurlarının da silah bırakmaları yönünde Irak yönetimiyle mutabakata varılmışken...
Evet, daha yazamadığım birçok başlığı konuşmak varken gündemimiz yine para/yolsuzluk/kara para aklama vb. konular.
Birkaç fon şirketi üzerinden borsada bazı hisselerin fiyatları yapay olarak artırılmış ve bu şekilde küçük yatırımcıların parası toplanmış. Sonrasında da toplanan para belirli isimlere aktarılmış.
Soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yürütüyor. Savcılık, soruşturma kapsamında 42 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı talep etti.
Yaşadığımız fon skandalına karıştığı iddia edilenler arasında AK Parti'de çeşitli kademelerde görev yapan veya yapmış isimler de var. Bunlarda biri de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya idi. Fatma Hanım iddialar üzerine AK Parti'deki görevlerinden istifa etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Partililer, skandalın patladığı ilk gününde aldıkları tavır çok netti. Dün İstanbul'daki parti çalışmalarına katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik bu tavrı şu sözlerle anlattı: "Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda ilk günden itibaren partimizin kurulları titizlikle çalışmaktadır. Burada AK Parti'nin ilkeleri nettir. Biz Türkiye'de temiz toplum ve temiz siyasetin öncüsü, adresi ve merkeziyiz. Bu bakımdan AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu net ilkelerle yürüyoruz. Usulsüzlük, yolsuzluk, istismar. Herhangi bir şekilde bunlara ulaşıp mağduriyet üretenlerin hepsinin hesap vereceğini ifade ediyoruz. Adalet Bakanlığımızın, Hazine ve Maliye Bakanlığımızın, bütün kurumlarımızın tam koordinasyonuyla, Cumhurbaşkanımızın "Yanlış yapan kim olursa olsun hesap sorulacaktır." ilkesi esas alınarak bütün bu meselenin üzerine gidilecektir."
AK Partililer'de "Bizim adamımızı koruyalım" tavrı yok. "Ucu kime dokunulsa dokunsun, sonuna kadar gidilsin" deniliyor. Belediyeleri yolsuzluk bataklığına saplanmış Özgür Özel ve güruhu gibi suçlularına sahip çıkmadılar, kahraman ilan etmediler. AK Partililer, "Aklan da gel" diyorlar.
Başkan Erdoğan liderliğindeki AK Parti'nin bu tavrının halktaki tesiri müsbet oluyor. Ayrıca, fon soygunu vesilesiyle parti içinde ve ülke çapında tamahkârlar da temizlenmiş olacaktır. Bu temizlik, iç cepheyi güçlendirmek için başlatılan "Terörsüz Türkiye" süreci kadar, hatta ondan daha mühimdir!
Star, 28 Eylül 2026.


