Milliyet gazetesi yazarı Zafer Şahin bugünkü "Özel bir cinayet" başlıklı yazısında, aracını muayeneye götüren bir polisin TÜVTÜRK personeli tarafından dövürelerek öldürülmesiyle gündeme gelen araç muayene sisteminin iflasını yazdı:
"Türkiye’de araç muayene işlemleri 2007 yılında özelleştirildi.
Artık sistem daha düzenli işleyecek, vatandaş daha hızlı ve güvenli hizmet alacaktı.
Maalesef öyle olmadı. 20 yılın sonunda gelinen nokta ibretlik..
Ankara’da aracını muayeneye götüren bir polis memuru “Stop lamban yanmıyor” tartışmasında istasyon çalışanlarından aldığı öldürücü darbelerle hayatını kaybetti!
Bu basit bir adli olay diye geçiştirilecek mesele değil. Özelleştirilen bir kamu hizmetinin çökmesinin acı sonuçlarıyla yüzleşiyoruz. Bırakın daha iyi hizmet almayı insanlar korkarak aracını muayeneye götürüyor. Sudan sebeplerle çıkarılan engeller, kötü muamele, uzun bekleme süreleri vs. İnternette vatandaşın şikayetlerini dile getirdiği sitelere bir göz atın. En çok dert yanılan konuların başında araç muayene istasyonlarında yaşanan tuhaflıklar olduğunu göreceksiniz.
Türkiye’de 214’ü sabit, 75’i seyyar, 18’i seyyar traktör ve 6’sı motosiklet olmak üzere toplam 313 araç muayene istasyonu var. Ülke genelinde geçen yıl tam 12 milyon 458 bin 643 aracın muayenesi gerçekleştirilmiş. Bu rakam 2007’de 10 milyonun altındaydı.
Bu rakamlar bize sistemin neden çöktüğüne dair bazı ipuçlarını veriyor aslında. Oraya gelmeden bir hatırlatma daha yapalım… Tam 20 yıldır araç muayene işlemlerini gerçekleştiren yabancı ortaklı yapı 2025 yılında gerçekleştirilen 2027-2047 dönemini kapsayacak ihaleyi kaybetmiş. Ancak 1,5 yıl daha araç muayenesini yapmaya devam edecekler.
Gelelim rakamların anlattıklarına. Ülkede araç ve muayene sayısı hızla artarken istasyonların kalitesi hep geriye gitmiş. Altyapıya ve personele gerekli yatırımlar yapılmadığı için hizmet kalitesi yıldan yıla düşmüş. Özellikle yeni ihalenin başka firmaya gitmesinden sonra araç muayene istasyonlarından yükselen şikayetler çığ gibi artmış.
Polis Memuru Melih Okan Keskin’in ölümü bir ihmaller zincirinin doğal sonucu. Personelin kendisine itiraz eden bir vatandaşı linç edecek bir psikolojiye bürünmesinin altında da artan iş yükü ve altyapı yetersizliklerinin olması kuvvetle muhtemel.
Yanmadığı söylenen bir stop lambası 44 yaşındaki bir polis memurunu hayattan koparttı. Geride kalan ailesinin geleceğini kararttı. Önümüzdeki 1,5 yıl boyunca başka istasyonlarda benzer faciaların olmayacağının bir garantisi var mı?
Yapılacak şey belli.. Önce o polisi hayattan koparanlar sonra da o ortamı hazırlayanlar hesap vermeli. Bu da yetmez… Araç muayene işi özel sektör marifetiyle yapılamıyorsa eskiden olduğu gibi kamuya devredilmeli. Ama ne yapılacaksa hemen yapılmalı."


