Murat Özer yazdı: İstanbul'un sahibi var

0
Murat Özer yazdı: İstanbul'un sahibi var
Akşam Gazetesi yazarı Murat Özer, CHP’li İstanbul yönetimini eleştirdiği yazısında, kentin tarihsel ağırlığıyla bugünkü yönetim pratiği arasındaki farkın giderek açıldığını, şehirde ise altyapıdan ulaşıma uzanan geniş bir alanda sorunların derinleştiğini ifâde ediyor. Özer, bu süreçte İstanbul’a olan aşkıyla bilinen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şehri yalnız bırakmadığını kaydediyor.

İki büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul, tarihinin gördüğü en kötü yönetimin elinde adeta çürüyor. Kentin hafızasında CHP'li Nurettin Sözen devri "iş bilmezlik ve beceriksizlikle" yer alıyordu. Ancak son 7 yıllık yönetim Sözen dönemini dahi mumla aratır oldu.

Öyle ki sadece büyükşehir belediye başkanı değil, şehrin 12 ilçesinin belediye başkanı da "yolsuzluk, rüşvet ve irtikap suçlarıyla" yargılanıyor. İstanbul, tarihinde ilk kez bu ölçekte bir yönetim krizini aynı anda birçok ilçede yaşamaya başladı.

İstanbul artık bitmek bilmeyen kazılar, bozuk yollar ve inanılmaz bir trafik çilesiyle anılıyor. Ne yeni bir yol yatırımı, ne yeni metro hattı ne de dikkat çeken kültürel faaliyetler var.

Yedi yılda kentin üzerine adeta karabasan çöktü.

Yapılan işler de tam bir beceriksizlik ürünü. Liyakatsiz kadrolar yüzünden, başlayan herhangi bir iş yıllarca sürüyor.

Şehrin merkezi durumundaki Fatih'te yapılan bir İSKİ kazısı dahi yıllardır bitirilemedi.

İstanbul'un Roma döneminden bu yana ana giriş kapısı olan Yedikule'den başlayıp Sultanahmet'e uzanan ve tarihte "Mese Caddesi" olarak bilinen ana güzergâh İSKİ çalışması yüzünden aylardır trafiğe kapalı.

Geçtiğimiz hafta kazı sırasında telefon ve internet bağlantıları kopartıldığından iletişim günlerce kesintiye uğradı. Sadece yolsuzluk değil, beceriksizlik de zirve yapmış durumda.

Burası asırlardır devletin protokol yolu olarak bilinen Divanyolu'yla birleşen cadde. Saraçhane'ye ulaşan yerinde İBB Binası bulunuyor. Şehrin tarihi merkezi bu durumdayken gerisini siz düşünün.

Fakat İstanbul'a sevdalı olduğunu her fırsatta dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan bu duruma daha fazla tahammül edilmeyeceğini söyleyerek İstanbulluyu bir parça umutlandırdı.

"Bu aziz şehri iş bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacak, İstanbul'a hizmet etmeyi, yatırım yapmayı, dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz." dedi.

Aslında devletin tüm bu olumsuzluklara rağmen İstanbul'u sahipsiz bırakmadığını rakamlar açıkça söylüyor. Şehrin bu karanlık günleri içinde yedi yılda çeşitli bakanlıkların yaptığı hizmetler ayan beyan ortada.

Deprem korkusu yaşayan şehirde bu dönemde 994 bin konut dönüştürüldü, 270 bin konutun dönüşümü ise sürüyor. Trafik çilesinin bitirilmesi için Ulaştırma Bakanlığı tam 85 kilometre raylı sistemi şehre kazandırdı.

İstanbul'da 13 hastane inşa edildi. 9 hastanenin inşası ise sürüyor. Yolsuzluktan tutuklu sabık başkanın, 2.682 yatak kapasitesiyle İstanbul'un en büyük hastanesi olan Çam Sakura'nın açılışı öncesinde yollarını yapmayı reddetmesi, hafızalarda hâlâ tazeliğini koruyor.

1994'te CHP yönetiminin son aylarında ekranlar kurtuluş için numaratör yayınlıyorlardı. "Kurtulmamıza son şu kadar gün kaldı" diye. Şimdi Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı şehrin duvarlarını "İstanbul Beklemez" sloganıyla doldurdu.

İstanbul'un en başarılı belediye başkanlarından birisi olduğu için Bağcılar'daki görev süresi bitmeden İl Başkanlığına getirilen Abdullah Özdemir sadece kurtuluş için gün saymakla yetinmiyor.

Hükümetin son yedi yılda İstanbul'u sahipsiz bırakmamak için yaptığı tüm hizmetleri kapı kapı dolaşarak anlatıyor. Bu doğru bir yaklaşım şüphesiz. Çünkü sorunu teşhis etmek kadar, çözümün yolunu göstermek de gerekir.

İstanbul beklemez. Çünkü bu şehir sadece üzerinde yaşayanların değil, medeniyetimizin de emanetidir.

 

 

Yorum Yazın