SDG İran'a taşınıyor

0
SDG İran'a taşınıyor
Terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı SDG, kurtarılmış bölge kurma hevesiyle “İran Demokratik Platformu” adı altında yeni bir örgütlenmeye gitti.

İran’da terör örgütü PKK uzantısı PJAK öncülüğünde yeni bir çatı oluşumu kuruldu. Suriye’de tutunamayan terör örgütü SDG (Suriye Demokratik Güçleri) şimdi de “İran Demokratik Platformu” adıyla benzer bir yapılanmaya gitti.

PJAK’lı Saman Rasulpur, ABD-İsrail kanadı ile koordinasyonun sağlandığını, ABD hükûmeti ve askerî yetkililerle bu gruplar arasında doğrudan temaslar kurulduğunu söyledi.

Rasulpur, temel stratejilerinin ABD-İsrail hava saldırıları eşliğinde İran’ın batısında alan hâkimiyeti sağlayarak “Rojhilat” projesini hayata geçirmek olduğunu belirtti. İran PKK’sı PJAK, Terörsüz Türkiye sürecine katılmayı ve silah bırakmayı reddetmişti.

Türkiye gazetesinden Yılmaz Bilgen'e konuşan İranlı araştırmacı Dr. Kerim Askeri, Kürt ajandasının yeterince net olduğunu ve Güney ve Batı Azerbaycan’ın demografik yapısına yönelik müdahale iştahını gizlemediklerini ifade etti.

Dr. Askeri “Suriye benzeri bir kurtarılmış bölge taktiği izleyerek Salmas, Hoy, Maku, Urmiye hattında hâkimiyet sağlayıp oradaki Türk varlığı ile hem Türkiye hem de Azerbaycan sınırlarına ‘Kürt Duvarı’ örerek jeopolitik kuşatma kalkanı oluşturacaklar. Hatta birleşme toplantısında paylaştıkları haritada Doğubeyazıt-Iğdır-Başkale dâhil Nahçıvan’a uzanan bir alanı Kürdistan olarak gösteriyorlar. Bu plan başarılı olursa Batı Azerbaycan ikinci Karabağ olur. Bu projenin arka planında Batılı aktörlerden daha etkin güç olarak İsrail var. Çünkü İsrail’in bölge projeksiyonu anti-Türk ve daha derin kaos motivasyonu ile şekillenmekte. Bu sebeple Ankara ve Bakü açısından İran’daki Kürt ittifakı hayati önem arz ediyor. Nüvesini, siyasi ve silahlı Kürt gruplarının muhtemel bir İran-ABD savaşı sonrasını dikkate alarak bir araya geldikleri açıktır. Bu gruplar, amaçlarının ‘İran Kürdistanı’ olarak adlandırdıkları bölgeyi Tahran rejimine karşı korumak olduğunu söylüyor, ancak gerçek niyet Türk illerinin işgali ve yeni bir demografik değişim haritasıdır” dedi.

İran’da farklı Kürt terör örgütlerini bir araya getiren bölünmüş ülke projesine mevcut rejim içerisinden de destek olduğu rapor ediliyor.

Türkiye gazetesine konuşan İran’daki başkan bir kaynak ise “Şii rejim, B planı olarak tıpkı Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi Tahran otoritesinin sarsılması durumunda Azerbaycan Türklerine ait beldelerde PKK hâkimiyeti elinde kalmasını tercih ediyor. Siyasi isimler kadar bu fikrin Kudüs ordusu ve Devrim Muhafızları içerisinde de hararetli savunucuları var. Onun için de şimdiden onun altyapısını oluşturuyorlar. Dağlarda kurulan PKK kamplarını tahkim yanında, şehirlerdeki PKK yapılanmasına da istihbarat desteği sağlıyorlar” bilgisini paylaştı.

ANKARA-BAKÜ-TEBRİZ TEHLİKENİN FARKINDA

“Kürt ittifakının hedefi Tahran rejiminin yıkılması durumunda Türkiye ve Azerbaycan arasına barikat örmektir” diyen Dr. Askeri “Bölge dışı birçok devlet bu grupları destekliyor. Ancak son yüz yıllık tarihe bakıldığında özellikle İngiltere ve ABD’nin bu tür silahlı yapılanmalar üzerinde daha etkili roller üstlendiği görülmektedir. Bu noktada İsrail’i ayrı zikretmek gerekir. Onlar çok daha farklı motivasyonlarla hareket ediyor. Kuracakları Büyük İsrail için coğrafyanın bölünmüşlüğü kadar uzun soluklu karmaşa içinde olmasını istiyor. Şahsen uzun yıllardır Güney Azerbaycan’ı Türk dünyasının ‘Altın Köprüsü’ olarak tanımlıyorum. Türk birliğinden korkan bölge içi ve bölge dışı aktörler, Türkiye’nin Türk dünyasıyla olan kara bağlantılarını engellemeye özel önem veriyor. İran bu yüzden bizim için hayati önem taşıyor. Bölgenin Türksüzleştirilmesi Stalin’in Zengezur’da uyguladığı politikaların bir benzeridir. Dolayısıyla Türkiye ve Azerbaycan açısından İran’da yaşananlar çok önemli. Şayet Güney Azerbaycan’da, Urmiye merkezli Batı Azerbaycan ili bu terör grupları tarafından işgal edilirse, söz konusu plan büyük ölçüde hayata geçirilmiş olacaktır. Ancak Ankara–Bakü–Tebriz üçgeni bu tehlikenin farkındadır. Nitekim Suriye’deki son gelişmeler de göstermiştir ki, bu gruplar ancak Türk ve Müslüman karşıtı odakların birer aracı olarak varlık gösterebilmektedir” diye konuştu.

  • Next Social

Yorum Yazın