Çocukluk yılları Erzincan, Diyarbakır, Bursa ve özellikle Eskişehir'de geçti. İlk öğrenimini Eskişehir'de Fatih Sultan Mehmet İlkokulu'nda tamamladı; ardından Mehmetçik Ortaokulu ve Atatürk Lisesi'nde eğitim gördü. Hukuk fakültesine kaydoldu, ancak üniversite eğitimini son sınıfta bıraktı.
Yazı hayatına genç yaşta başladı. 1 Kasım 1975'te Gölge dergisini yayımlayarak ilk yayın faaliyetini başlattı. 1979 yılında Akıncı Güç dergisini çıkardı; aynı yıl ilk kitabı "Bütün Fikrin Gerekliliği" yayımlandı. Yine 1979'da Üstad Necip Fazıl ile tanıştı. 1980 yılında Necip Fazıl'ın çıkardığı Rapor dergisinin 7. sayısından itibaren yazıları yayımlandı. 1979–1982 yılları arasında Gönüldaş Yayınları'ndan, 1983'ten itibaren İbda Yayınları bünyesinde eserlerini yayımladı. Toplamda 60'ın üzerinde basılı eseri bulunan Mirzabeyoğlu, fikir, hikemiyat, din-tasavvuf, hukuk, iktisat, şiir, roman ve hikâye sahalarında kalem oynattı.
16 Yılı Aşkın Süre Cezaevinde
1998 yılında gözaltına alındı ve ardından cezaevine sevk edildi. "Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek" suçlamasıyla dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) yargılanan Mirzabeyoğlu, 2001 yılında idam cezasına çarptırıldı. Türkiye'de idam cezasının kaldırılmasının ardından cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi; cezaevi sürecinde çeşitli işkencelere maruz kaldı ve bu yaşadıklarını eserlerine de aktardı.
22 Temmuz 2014'te İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatlarının yeniden yargılama talebini; "delillerin toplanmasındaki usulsüzlükler" ve "uzun tutukluluk süresinin doğurduğu telafisi imkânsız mağduriyet" gerekçeleriyle kabul ederek tahliye kararı verdi. Mirzabeyoğlu aynı gün Bolu F Tipi Cezaevi'nden tahliye edildi.
Eyüpsultan Mezarlığı'na defnedildi
Tahliyesinden yaklaşık dört yıl sonra, 4 Mayıs 2018 Cuma günü, Telegramcıların yaptığı kan basıncı müdahalesi sonucu beyin kanaması geçirdi ve Yalova Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 7 Mayıs 2018'de beyin ölümü gerçekleştiği açıklandı. 16 Mayıs 2018 Çarşamba günü Telegram suikastı neticesinde şehadet şerbetini içti. 18 Mayıs 2018 Cuma günü İstanbul Eyüp Sultan'da, Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından —vasiyeti gereği, Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in mezarının ayak ucuna— Eyüpsultan Mezarlığı'na defnedildi.
Yürüyen Büyük Doğu
Salih Mirzabeyoğlu'nun kurduğu İbda fikriyatı, zamanımız insanının fert ve toplum meselelerine çözüm arayan bir dünya görüşüdür. İbda; yeni bir mezhep, tarikat, parti veya örgüt değildir. "İslâm'a Muhatap Anlayış" davasını üstlenen bir fikir ve aksiyon hareketidir. Mutlak Fikir ölçülerini değişen zaman ve mekân şartlarına göre tatbik etmeyi esas alır; İslâmî ruh ve anlayışı aslına bağlamayı, yeni bir nizam ve yeni insan fikrini sistemleştirmeyi hedefler.
Büyük Doğu-İbda, Necip Fazıl'ın "Büyük Doğu, İslâmiyetin emir subaylığıdır" tarifi ile Mirzabeyoğlu'nun "İbda yürüyen Büyük Doğu'dur" ölçüsü etrafında tanımlanır. Büyük Doğu, İslâm'a muhatap dünya görüşünün "nasıl" cephesini; İbda ise "niçin" cephesini sistemleştirir. Bu bakımdan ikisi aynı hakikatin birbirini tamamlayan iki kanadıdır.
İlim, İrfan ve Usul Davası
Bu fikriyat, şeriata bağlılık, tasavvuf ahlâkı, hikemiyat, aksiyon, cemiyet ve devlet fikrini bir bütün hâlinde ele alır. Siyaseti günlük parti çekişmeleri mânasında değil; İslâm'ın leh ve aleyhindekileri tanıma, çağın şartlarını kavrama ve büyük İslâm stratejisi içinde tavır alma mânasında ele alır. "Eylem için eylem" yerine "fikir için eylem" anlayışını esas alır.
Büyük Doğu-İbda bir usul davası olarak da öne çıkar: Usul, ilimlerin üstünde konumlandırılır. Sadece bilgi toplamak değil, bilginin nasıl anlaşılacağını ve hangi bütünlük içinde değerlendirileceğini belirleyen ana ölçü olarak tarif edilir. İlim ile irfan ayrımı bu bağlamda belirleyicidir: ilim bilme, irfan ise bilginin içselleştirilmesidir. Hikmet ise ilim, amel ve irfanın terkibiyle ortaya çıkan derinlikli kavrayıştır.
Günümüz dinî ilimler anlayışındaki temel sorun, parçacı bakışın bütünlüğü zayıflatmasıdır. Buna karşı Büyük Doğu-İbda, İslâmî ilimleri kuru bilgi alanı olmaktan çıkarıp canlı bir dünya görüşü içinde değerlendiren bir usul zeminidir. Temel hedefi, Müslümanların dağınık çabalarını bir merkeze bağlamak ve "İstikbal İslâm'ındır" inancını fikir ve aksiyon planında yürütmektir.


