Zafer Şahin: Uğur Mumcu’yu İran öldürmemiş miydi?

0
Zafer Şahin: Uğur Mumcu’yu İran öldürmemiş miydi?

Milliyet gazetesi yazarı Zafer Şahin bugünkü yazısında, 33 yıl önce bombalı saldırıyla öldürülen gazetesi Uğur Mumcu suikastine yönelik İsrail iddiasını yazdı:

"Yaygın kanaatin aksine balık hafızalı olan Türk halkı değil Türk medyasıdır.

Öyle olmasa Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş’un 3 yıl önce dile getirdiği “Gazeteci Uğur Mumcu’yu MOSSAD öldürdü” iddiası yeni bir gelişmeymiş gibi medyamız tarafından gündeme taşınmazdı.

Medyamızın tek kusuru balık hafızalı olması değil maalesef. Bir de her devrin adamı olarak köşe başlarını tutan operasyonculardan vazgeçememek gibi kötü bir huyu var Türk medyasının.

Bunlar 90’lı yıllarda yönettikleri gazetelerde Uğur Mumcu başta olmak üzere Türkiye’de işlenen bütün faili meçhul cinayetlerin sorumlusu olarak hep İran’ı işaret ettiler. Onlar “Şeriat geliyor” algısıyla toplumu kutuplaştırıp seçilmiş iktidarlara operasyon çekerken, ülke bankacılık sistemi üzerinden bir güzel soyuldu! (Bknz: 28 Şubat süreci ve 2001 krizi.)

Uğur Mumcu suikastından devam edelim.

Erdoğan Karakuş “Suikastı İsrail’den Mersin’e gelen 5 kişilik tim gerçekleştirdi. Bunlar FETÖ’nün desteğiyle Esenboğa Havalimanı’ndan İsrail’e döndü. Suikast timinin pasaport kaydı ‘Bilgisayar arızası’ gerekçesiyle yapılmadı” diyor…

Ne tuhaftır ki… Mumcu’nun katledildiği gün Esenboğa Havalimanı’na İran’dan gelen bir uçak daha iniyor. Uçağın içindeki kalabalık heyetin geliş sebebi Türkmen doğalgazı…

Türkiye ve İran tam da o gün Türkmen doğal gazının İran üzerinden Türkiye’ye taşınmasını sağlayacak 25 milyar dolarlık bir anlaşma imzalayacak!

Ancak Mumcu’nun katledilmesi sebebiyle dönemin hükümeti İranlıları “Ortam çok gergin” diyerek geri yolluyor!

Muhtemelen o gün Esenboğa’dan art arda kalkan uçaklardan biri Mumcu’yu öldüren MOSSAD ajanlarını, diğeri ekonomik anlaşma için Türkiye’ye gelen İran heyetini taşıyor! Kazanan bir kez daha bir taşla 3-4 kuş birden vuran emperyalizm, kaybeden biz oluyoruz.

Günün sonunda…

PKK’nın MOSSAD-CIA ilişki ağını çözen gazeteci susturuluyor.

Suikast İran’ın üzerine yıkılıyor… Türkiye bir kez daha laik-anti laik kutuplaşması ile istikrarsızlaştırılıyor...

Türkmen gazının İran üzerinden Türkiye’ye ulaşması engelleniyor…

İsrail Büyükelçisinin Mumcu’ya sorduğu soru

Peki İsrail neden Mumcu’yu öldürdü?

Mumcu’nun ölümünden önceki 1 yılda yazdığı 330 yazının 158’i PKK ve Kürt sorunuyla ilgili. 117 yazıda ise ABD’nin Türkiye ve Ortadoğu faaliyetleriyle ilgilenmiş.

Yani Mumcu moda tabirle “Büyük resmi” görmüş. PKK’nın dış bağlantılarına yoğunlaştığını ve yazacağı kitapta terör örgütündeki ajanların listesini açıklayacağını yakın çevresine söylemiş. Peki sonra ne mi olmuş? Önce kendisi de bir suikasta kurban giden ünlü MİT’çi Hiram Abas, Mumcu’ya “Öldürülmekten korkmuyor musun?” diye sormuş.

Şu tesadüfe bakın ki, Mumcu’ya aynı soruyu 7 Ocak günü; yani suikasttan 15 gün önce bir de dönemin İsrail Büyükelçisi soruyor! “Öldürülmekten korkmuyor musunuz Uğur Bey!”

Tahmin etmek zor değil… Mumcu’nun kaleminin kırılma sebebi PKK’nın CIA ve MOSSAD ile kurduğu karmaşık ilişki ağını çözmesi. Dönemin DGM Başsavcısı boşuna “Devlet isterse bu işi çözer” demiyor.

Gerçekler ayrıntılarda gizli. O sebeple ayrıntılardan devam edelim... Yıl 1996…

Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan, TBMM’de üç MOSSAD ajanının Mumcu’yu öldürmek üzere Türkiye’ye sızdığı belirtilen bir MİT belgesinden bahsediyor! Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu, Kazan’dan suikastın aydınlatılması için yardım istiyor. Adalet Bakanı 30 Ağustos 1996 günü “Mumcu cinayeti ile ilgili yeni iddialar var. Araştırıyoruz” diyor. Ve bu gelişmeden sonra Mumcu’nun ağabeyi İsrail Büyükelçiliğine davet ediliyor.

Ceyhan Mumcu’nun ısrarlı sorularına cevap veremeyen İsrail Büyükelçisi “Biz kimseyi öldürmeyiz” demekle yetiniyor. Görüşme tatsız bir şekilde sona eriyor. Ertesi gün gazetelerde bu görüşme ilginç bir şekilde “Ceyhan Mumcu, Şevket Kazan’ı yalanladı” başlığıyla duyuruluyor!

İşte böyle… Mumcu’nun katillerinin ortaya çıkmaması için merkez medya adeta seferber olmuş o dönemde! Daha doğrusu İsrail’in işlediği cinayetin izlerini silme görevi Türk medyasına verilmiş!

ABD-İsrail- İran savaşıyla sosyal medyada alevlenen “İrancılık” “Amerikancılık” tartışmasına bir de bu gözle bakmakta fayda var. Maskeli operasyonculara ve FETÖ aparatlarına dikkat…"

Yorum Yazın