5 Haziran 1967: Arap-İsrail savaşı
1967 Arap-İsrail Savaşı, diğer adıyla Altı Gün Savaşı, 5-10 Haziran 1967 tarihleri arasında İsrail ile Arap ülkeleri Mısır, Suriye ve Ürdün arasında gerçekleşti.
1967 Arap-İsrail Savaşı, diğer adıyla Altı Gün Savaşı, 5-10 Haziran 1967 tarihleri arasında İsrail ile Arap ülkeleri Mısır, Suriye ve Ürdün arasında gerçekleşti.
İspanyol basınına göre Madrid, F-35’e alternatif olarak Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN ve jet eğitim uçağı HÜRJET’i değerlendirmeye aldı. Görüşmelerin savunma diplomasisi düzeyinde başladığı açıklandı.
"Bu yaşadığımız gelişme bile ABD’nin dünya egemenliğinin bitmesi gerekliliği konusunda yeterli fikri veriyor bize. Soykırımcı besleyenler, hukuka bakmaz, ahlaki değerleri önemsemezler, neyse ki ekonomik olarak da tahakkümleri bitmek üzere…"
Türk savunma sanayisinde geliştirilen özgün hava platformu güç sistemleri, 5–9 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenecek SAHA 2026 Fuarı’nda tanıtılacak. TRMOTOR, KAAN için yürütülen TF35000 turbofan motor projesi kapsamında tedarikçilerle imza töreni gerçekleştirecek.
TBMM Genel Kurulu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgede yaşanan gelişmeleri görüşmek üzere toplandı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çatışmalarda en ağır bedeli sivillerin ödediğini vurguladı.
"Amerikan başkanlarının valilerle çekişmesi 20. ve 21. yüzyıllarda da devam etti. 1954'te Başkan Eisenhower döneminde "Brown v. Board of Education" kararıyla okullardaki ırk ayrımcılığı yasaklansa da özellikle Güney eyaletlerinde, ayrımcılığa devam ediliyordu."
Tayland ile Kamboçya arasında sınır hattında yeniden alevlenen çatışmalar, F-16 hava saldırıları ve yoğun topçu atışlarının kullanıldığı geniş çaplı bir saldırı silsilesine dönüştü.
Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda Ukrayna barış müzakereleri ele alınırken, dikkat çekici açıklamalar hem AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’den hem de Alman milletvekili Fabio De Masi’den geldi.
İsrailli analist Shay Gal, Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’a ilişkin değerlendirmesinde projenin artık yalnızca bir savunma girişimi değil, Ankara’nın tam bağımsızlık vizyonunun simgesi haline geldiğini vurguladı.
"Sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değil, dost ve müttefik ülkelerden gelecek zırhlı araç ve tank siparişleri de bu üretim tesislerinden karşılanabilecek."